YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14431
KARAR NO : 2013/4155
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında taşeronluk ilişkisinin olduğunu, davacının 5510 sayılı kanun kapsamında genelge uyarınca SGK’ nın malülluk, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesine düşen % 5 puanlık prim indirim teşviğinden yararlandığını, bu teşvikten yararlanmak için genelge uyarınca gerek şirketin kendisinden gerekse kendisinden iş alan alt işverenlerden kaynaklanan muaccel sigorta primi, işsisizlik sigortası primi, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması gerektiğini, davacının 5 puanlık prim indirim teşviğinden yararlanmaya devam edebilmek için davalı şirket adına SGK prim ödemelerini yapmak zorunda kaldığını, davalı şirketin davacı şirket kayıtlarında borçlu göründüğünü,davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline ve en az % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, davacının taşeronluk sözleşmesine uygun olarak gerek SSK’ları gerekse muhtasar ve diğer ödemeleri zamanında yapmadığını, bunun sonucunda davalı şirketin SSK ve muhtasar ödemeleri gecikme faizleriyle birlikte ödemek zorunda kaldığını, kanun kapsamında genelge uyarınca hak edilen 5 puanlık indirimden davalının yararlanması gerekirken davacı şirketin bu hükmü kendi lehine yorumladığını, bu nedenle davalının 62.000 TL gelir kaybına uğradığını, davacının edimlerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle davalının ödenmesi gereken vergileri cezası ile birlikte ödemek zorunda kaldığını, davacının cari hesapta alacaklı göründüğünü, çünkü davalının resmi kurumlara yapmış olduğu bahsedilen ödemeleri davacının sonraki tarihlerde davalı hesaplarına aktarırken kar payına mahsuben açıklaması ile ve farklı farklı miktarlarda gönderdiğini, dolayısıyla davalı şirketin yaptığı ödemelerin görünmediğini, davalının davacıdan aldığı ödemelerin kar olarak alınmış gibi göründüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; tarafların 31/12/2008 tarihinde yaptıkları mutabakat sonucu bu tarih itibariyle borç alacak ilişkisinin kesinleştiği, dava konusu ihtilaflı sürecin bu tarihten sonraya ait olduğu, 51,862,75 TL SSK priminin davacı tarafından ödendiği, davacının takip tarihi itibariyle 100.121,09 TL alacağının bulunduğu, ancak bu miktardan mahsubu yapılmayan 2006/Haziran ayı muhtesar vergisi olan 21.258,73 TL ile bu muhtesar vergisi ödemesi için davalı tarafından ödenen 10.052,58 TL gecikme faizinin de düşülmesi gerektiği, bu durumda davacı alacağının 68.809,78 TL olduğu gerekçesiyle 68.809,78 TL alacak miktarı yönünden davanın kısmen kabulune, kabul edilen kısım üzerinden % 40 oranında 27.523,91 TL icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 31/12/2008 tarihinde borç mutabakatı yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. 28/10/2011 tarihli bilirkişi Süleyman Ozaltın tarafından düzenlenen ek rapor bu mutabakat sonucunda taraflar arasındaki borç ve alacak kapsamını ortaya koymakta olup dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu halde bu rapor dikkate alınmadan kök rapora göre karar verilmesi doğru bulunmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.