Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/1833 E. 2022/4882 K. 15.06.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1833
KARAR NO : 2022/4882
KARAR TARİHİ : 15.06.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, aksi halde tazminat davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairece bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin verilen karar davacılar vekili tarafından adli yardım istekli olarak temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan …’in maliki olduğu 87 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu …’e mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak devrettiğini, ondan da diğer davalı şirkete temlik edildiğini, çekişme konusu taşınmazların tevhit işlemine tabi tutularak 87 ada 110 parsel sayılı taşınmazın oluştuğunu, işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa bedele, ayrıca dava konusu taşınmaz üzerinde yapımı devam eden inşaatın durdurulmasına karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında davacı … davadan feragat etmiş olup, davası tefrik edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı …, mirasbırakanın felç geçirdiğini ve yaklaşık 11-12 yıl yatalak olarak evde bakım gördüğünü, bakımını kendisinin yaptığını, minnet duygusuyla taşınmazları devrettiğini, devir işleminden davacıların da haberdar olduklarını, ancak ev müteahhite verildikten sonra dürüstlük kuralına aykırı olarak dava açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Muş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/06/2018 tarihli ve 2017/546 Esas, 2018/652 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakan tarafından dava konusu taşınmazın davalıya hastalığı nedeniyle bakması karşılığında devredildiği, muvazaalı bir devrin olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 07/04/2021 tarihli ve 2020/2276 Esas, 2021/2100 Karar sayılı kararıyla; “…Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının dava dilekçesinde taşınmazla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama sırasında da taşınmazın değeri konusunda bir açıklama yapılmadığı, keşfen değerin saptanmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur. Somut olayda, davacılar 22.08.2017 tarihli dava dilekçeyle 1.000 TL dava değeri göstererek adli yardım talepli olarak dava açmış olup, Mahkemece 19.01.2018 tarihinde adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş, keşfen taşınmazların değeri tespit edilmeksizin sonuca gidilmiştir. Hâl böyle olunca; taşınmazlar başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve davacıların adli yardımdan yararlandığı da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15/12/2021 tarihli ve 2021/342 Esas 2021/889 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamında belirtilen eksiklik giderilmek suretiyle, davanın aynı gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçede özetle; davacıların mirasbırakanın ilk evliliğinden olma çocukları, davalının ise mirasbırakanın ikinci evliliğinden olma oğlu olduğunu, bölge itibariyle gelenek olarak kız çocuklarına mal bırakmamanın asıl olduğunu, asıl amacın ilk evliliğinden olma davacı çocuklarından mal kaçırmak olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
6.3. Değerlendirme
(IV./2.) no.lu paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, (IV./3.) no.lu paragrafta belirtilen kararın verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 292,10 TL temyiz başvuru harcı ile 80,70 TL onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 15/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.