YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14163
KARAR NO : 2013/4135
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davalının sipariş teslimlerini aksattığını, bu doğrultuda, müvekkilinin ilk olarak 08/01/2002 tarihinde davalıya 3000 tonluk mal siparişi verdiğini, ancak sadece 700 tonunun davalı tarafından teslim edildiğini, sonra verilen 2. siparişin teslim edildiğini, ancak yine 07/05/2002 tarihinde verilen 1.500 tonluk 3. siparişin teslim edilmediğini, müvekkilinin bu siparişler için akreditif açtığını, siparişlerin eksik teslimi nedeni ile müvekkilinin İstanbul’ a giderek gönderilmeyen siparişlerin teslimi konusunda davalıyla anlaştığını, davalının ilave siparişler verilmesine dair talepleri üzerine müvekkilinin yeni sipariş verdiğini, ancak siparişlerin davalı tarafından yine yerine getirilmediğini, müvekkili tarafından ihtarname gönderilmesi üzerine davalı tarafından faksla 24/06/2003 tarihli proforma faturanın refere edilerek, teslim edilmeyen tüm malların gönderileceği, imzalanmasının istenildiğini, müvekkilinin de imzalayarak göndermesiyle taraflar arasında 6.500 ton malın gönderilmesine dair yeni akit oluşturulduğunu, müvekkili tarafından açılan akreditife istinaden davalının 1.953 ton mal gönderdiğini, bakiye malların gönderilmemesi üzerine müvekkilinin ihtarname çektiğini, buna rağmen davalının malları göndermediğini, malların bugünki değerinin tonunun 475-USD olduğunu, müvekkilinin gönderilmeyen 3.siparişten tonu 218-USD’ den 1500 ton ve 4. siparişten tonu 230-USD’ den 3000 ton olmak üzere 1.119.150-USD zararının olduğunu belirterek, şimdilik 500.000-USD’ nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD için uyguladığı en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının zararını neye dayandırdığının açık olmadığını, iddia olunan sözleşmenin ne şekilde kurulduğunun ve şartlarının açıklanmadığını, müvekkiliyle davacı arasında ticari ilişkinin olduğunu, ancak iddiaların gerçekdışı olduğunu, davacının iddia ettiği siparişlerle ilgili olarak müvekkilinin kayıtlarında bir anlaşmaya rastlanamadığı gibi davacı tarafından yapılmış akreditif ihbarlarının da olmadığını, müvekkilinin 24/06/2003 tarihli yazısını davacının yanlış aksettirdiğini, yazının ileriye dönük olarak iş ilişkisinin devam ettirilmesi konusunda yeni bir teklif olduğunu, kaldı ki 30.06.2003 tarihine kadar akreditif açılmayarak geçersiz hale geldiğini, müvekkilinin temerrüdünün olmadığını, davacının teslim zamanını neye göre belirlediğine dair bir belge sunamadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında sipariş suretiyle gerçekleştirilen ticari ilişki nedeniyle, davacının verdiği siparişleri gününde teslim etmeyerek sözleşme fiyatı ile ortalama baz fiyat arasında meydana gelen olumsuz farktan doğan zararının davalı tarafından tazmininin gerektiği, davacının tazmini gereken zarar tutarının 2. ve 3. bilirkişi kurulları tarafından hesaplanan 186.465,97-USD’ ye tekabül ettiği anlaşıldığından davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne, taleple bağlılılk ilkesi gereğince faizin dava tarihinden itibaren başlatılmasına ve buna göre dava tarihinden itibaren 3095 S. Yasanın 4/a maddesi gereğince kamu bankalarınca 1 yıllık USD mevduatına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme veya tahsili anındaki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir…Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.