YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30759
KARAR NO : 2021/27002
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
KARAR
Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/3-a, 125/4, 43/1-2, 62, 265/1, 265/3, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay 17 gün ve 6 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/03/2009 tarihli ve 2008/83 esas, 2009/234 sayılı kararının 24/04/2009 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içinde 24/05/2011 tarihinde kasıtlı bir suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, yapılan yargılama sonucunda hükümlerin açıklanmasına ve sanığın yine 1 yıl 2 ay 17 gün ve 6 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin, Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/11/2015 tarihli ve 2015/331 esas, 2015/316 sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesi’nin 25/02/2020 tarihli ve 2019/21442 esas, 2020/4996 karar sayılı ilamı ile bozulmasını takiben, yeniden yapılan yargılama neticesinde sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 125/1, 125/3-a, 125/4, 43/1-2, 62, 265/1, 265/3, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay 17 gün ve 6 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/09/2020 tarihli ve 2020/212 esas, 2020/336 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 193/2. maddesindeki “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki ve anılan Kanun’un 195/1. maddesindeki “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklindeki düzenlemelerde belirtilen istisnai durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında, Mahkemesince kovuşturma aşamasında sanığın savunmasına başvurulmadığı ve söz konusu düzenlemelerde yer alan durumlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese tebligat çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca bu adrese tebligat yapılması gerekmektedir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kararların Açıklanması Ve Tebliği” başlıklı 35. maddesi;
“1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) (1) hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (1)
3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” biçimindedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık …’in bilinen adresinin, soruşturmada beyan ettiği ve duruşma davetiyesinin de tebliğinin yapıldığı İnönü Mahallesi 9. Sokak No:9 Sivas olduğu, Yargıtay bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda sanığın yokluğunda verilen kararın, öncelikle sanığın bilinen son adresi yerine farklı bir adreste tebliğe çıkarıldığı gibi, tebligatın iade edilmesi üzerine, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemlerinin yapıldığı 02/11/2020 ve 21/12/2020 tarihlerinde sanığın, Burhaniye ve Balıkesir Açık Ceza İnfaz Kurumlarında başka suçlardan hükümlü olarak bulunduğu, bu nedenle tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu, dolayısıyla kanun yararına bozma talebine konu edilen Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/09/2020 tarihli ve 2020/212 esas, 2020/336 sayılı kararının usulünce kesinleştirilmediği anlaşıldığından, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma yoluna konu edilebilecek kesinleşmiş hükümler bulunmaması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2-Dosyanın, sanık …’e kararın usulünce tebliğ edilip, süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.