Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/13609 E. 2013/2051 K. 04.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13609
KARAR NO : 2013/2051
KARAR TARİHİ : 04.02.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalının müvekkil bankanın dava dışı bir şirketle akdettiği Genel Kredi Sözleşmesi’ni müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun tahsili ile teminat mektubu ve iade edilmeyen 13 adet çekin bedellerinin depo edilmesi amacıyla davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının kefaletten rücu ettiğine ilişkin itirazı ile takibin durduğunu ancak sözleşmeye göre süresiz kefil olan davalının kefaletten kurtulma hakkından feragat ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; takip konusu borcun davalı şirketin sözleşmenin akdedildiği tarihteki sahiplerinin kefaletinden kaynaklandığını, devir öncesinde doğan borçların devredene ait olduğunu, ayrıca müvekkilinin 2007 yılında kefaletten rücu ettiğini ve durumun davacı bankaya bildirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; kefil olan davalının geçerli bir kefalet sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra tek taraflı olarak kefaletini geri alamayacağı, ilgili icra dosyasında davacının nakit alacağının tahsil edildiği, depo edilmesi talep edilen 2.170,00 TL nakit alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun (HUMK) 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırının, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2012 yılı için 1.690,00 TL olduğu, davacı vekili tarafından temyize konu edilen miktarın 240,00 TL olması nedeniyle 19.04.2012 tarihli kararın reddedilen kısmının kesin nitelikte olduğu, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün temyiz edilen kısmının kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, davacının yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, 04.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.