YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/296
KARAR NO : 2013/4310
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya faturalı olarak beyaz et sattığını, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe itirazında 2.567,51 TL borcu kabul edip bakiye kısma itiraz ettiğini, müvekkilinin işletmesini 2009 yılında…’a devrettiğini ve kalan bakiyenin bu kişi tarafından ödenirken ikinci bir yerden alışveriş yapılmasından dolayı davacının tüm faturalardan alacağı olduğu iddiasıyla takibe geçtiğini bildirerek 2.567,51 TL borçlu olduklarının kabulüne ve fazla talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı defterlerinde davacının 5.931,46 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ise usulüne uygun ihtara rağmen defter ibraz etmediği, davalının itirazında açıkça borcun tamamına itiraz ettiği, buna göre kısmi itirazda bulunulduğu savunmasının yerinde olmadığı, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediğinden davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalının 5.931,46 TL asıl alacağa itirazının iptaline, davalının %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu HUMK’un 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK’na eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2012 yılı için 1.690 TL’dir.
Temyize konu edilen miktarın 478,12 TL olması nedeniyle 15.03.2012 tarihli karar davacı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ¾ Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
2- Davalının temyizine gelince; davalı cevap dilekçesinde davacıya 2.567,51 TL borçlu olduklarını kabul etmiştir. Kabul edilen bu tutar dışındaki miktarda davalıya mal verildiğinin davacı tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerektiği halde mahkemece TTK’nun 82. vd. maddelerine uygun olmayan şekilde 10.02.2011 tarihli celsedeki defter ibrazıyla ilgili ara kararı da gerekçe yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle reddine; (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.