Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/15028 E. 2013/2057 K. 04.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15028
KARAR NO : 2013/2057
KARAR TARİHİ : 04.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili tarafından davalı banka aleyhine açılan ipoteğin kaldırılması talepli davanın yerel mahkemece kabulüne ilişkin 12.09.2007 tarih, 2007/116 E., 2007/274 K. sayılı kararı davalı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Dairemizin 21.04.2009 tarih 2009/3091 E., 2009/3457 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Dairemizin anılan bozma kararında özetle; ” Davalı bankanın dosya içerisinde mevcut 11.09.2007 günlü yazısından, ödemelerin borçluların bankaya olan kredi borcuna yönelik kısmi ödemeler olduğu, ödemelerin mahsubu ile bakiye 6.790,00 YTL daha alacağın kaldığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu ipoteğin bankadan kullandırılan kredinin teminatı ve banka nezdinde doğmuş ve doğacak bütün borçların teminatı için tesis edildiği dosya içeriği ile sabittir. Hal böyle olunca anılan banka yazısı ve ipotek akit tablosu da gözetilerek davalı bankanın davacıdan halen bir alacağı olup olmadığı yönünde araştırma ve inceleme yapılıp, bu yönde taraf delilleri toplandıktan sonra gerekli görüldüğünde bilirkişi kurulundan bu hususta rapor alınıp, varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen hükmün bu gerekçelerle bozulması gerekirken ilamda yazılı nedenlerle onanmış olduğu anlaşıldığından davalı banka vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.” denilmiştir.
Mahkemece Dairemizin anılan bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin 13.01.2010 tarih, 2009/228 E., 2010/8 K. sayılı kararı bu kez davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 20.04.2011 tarih, 2011/3882 E., 2011/5323 K. sayılı kararı ile ; ” Davalı banka vekili temyizinde karar tarihi itibariyle ipoteğin fekkedildiğini, dava tarihi itibariyle ise ipotekle teminat altına alınan borç bulunmaması nedeniyle talebin haksız olduğunu, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olmadığını bildirmiştir. Karar tarihinden önce ipotek fekkedilmiş ise dava konusuz kalır. Davanın konusuz kalması halinde dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilir. Mahkemece ipoteğin fekkedilip edilmediği üzerinde durulup, ipotek fekkedilmiş ise davacının dava tarihi itibariyle haklı olup olmadığı değerlendirilip varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece Dairemizin son bozma kararına da uyularak yapılan yargılama sonunda ipotek fekkedilmiş olduğundan konusuz kalan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 21.04.2009 tarih ve 2009/3091 E., 2009/3457 K. sayılı bozma ilamında; ” Dava konusu ipoteğin bankadan kullandırılan kredinin teminatı ve banka nezdinde doğmuş ve doğacak bütün borçların teminatı için tesis edildiği dosya içeriği ile sabittir. ” denilerek ipoteğin
doğmuş ve doğacak bütün borçların teminatını teşkil etmek amacıyla tesis edildiği açıkça belirtilmiştir. Mahkemece bu bozmaya uyulmakta bir taraf lehine diğeri aleyhine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Hal böyle olunca taşınmazı ipotekli haliyle satın alan kişi de ipotekle teminat altında doğacak borçlardan da sorumlu olup borcun dava açıldıktan sonra kapatıldığı ve bu nedenle ipoteğin yargılama sırasında fekkedildiği dosya içeriğinden anlaşıldığından dava tarihi itibariyle ipoteği fekketmemekte davalı bankanın haklı olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece somut olay bakımından dava tarihindeki haklılık durumu gözetilerek davalının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 04.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.