YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1091
KARAR NO : 2013/4154
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının davadışı şahsın kullandığı krediye kefil olması nedeniyle müvekkili tarafından Ayancık İcra Müdürlüğü’ nün 2008/783 sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, ancak davalının borcu olmadığını belirterek takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.500-TL borç için yapmış oldukları takibe itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %40′ dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif başkanı imzalı dilekçede, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığı, geçmişte davacı bankanın şubesinde birtakım yolsuzluklar olduğunu, banka kayıtlarının düzgün olmadığı, davacı bankanın verdiği kredileri mükerrir tahsil ettiğini, kooperatifin hesabında para bulunduğunda bankanın bu paradan kredi alacağını kesip bahse konu kredi alacağını kooperatife senet suretleriyle devretmekte olduğunu, bunun üzerine kendilerinin de kooperatif olarak, üyelerinden tahsil yoluna gittiklerini, davaya konu borcun da bu şekilde davadışı asıl borçlu …’ in borcunun kooperatif hesabından kesilmesi üzerine kendilerine devredilen alacak bakımından bu şahsa karşı 2004/626 sayılı dosyadan takip yaptıklarını, halen derdest olduğunu, bankanın kooperatife devrettiği alacak bakımından bu kez de kooperatif aleyhine takip yapmasının ikinci defa tahsile sebep olacağını, bu nedenlerle takibin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının davadışı asıl kredi borçlusu …’ e kefaleten davalı kooperatif aleyhine icra takibi yapıldığı, borçlunun süresinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, mahkemece davacı tarafından açılan itirazın iptaline ilişkin yapılan yargılama sırasında tarafların delillerin toplanması sonrasında bilirkişi raporu aldırıldığı, icra dosyasında mevcut kredi sözleşmesinde borçlunun kefaleten sorumlu olduğu ve kredi limitinin de belirli olduğu, BK’nun 487.maddesine göre kefilin asıl borçlu gibi borçtan sorumlu olacağı, davalının söz konusu krediye istinaden 603.648,271-TL ödeme yapıldığı, geriye kalan 2.896,35-TL için davalının herhangi bir ödeme belgesi ya da makbuz ibraz etmediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı banka vekilinin temyizi yönünden, 5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun (HUMK) 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2010 yılı için 1.430,00 TL’ dir.
Davacı banka vekili tarafından temyize konu edilen miktarın 603,65-TL olması nedeniyle 30.07.2010 tarihli karar davacı banka bakımından kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
2-Davalı vekilinin temyizi yönünden, hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Bu durumda mahkemece davalı vekilinin itirazları ile davalı tarafça yapıldığı savunulan ve banka yazılarında belirtilen ödemeler de gözetilerek konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp deliller hepbirlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.