Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/6169 E. 2012/116 K. 16.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6169
KARAR NO : 2012/116
KARAR TARİHİ : 16.01.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. … gelmiş, davacı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkilinin dava dışı …’in davalı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, kefalet ettiği sözleşme ile verilen kredinin ödendiğini ve sorumluluğunun sona erdiğini, ayrıca teminat olarak asıl borçludan ipotek alındığını, hem ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile hem de müvekkili aleyhine mükerrer icra takibi yapıldığını iddia ederek 2009/11244 esas sayılı icra takibi ile borçlu olmadıklarının tespitini ve haksız yere tahsil edilen 33.600 TL’nin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında davacının 19.04.2005 tarihli sözleşme uyarınca borca 150.000 TL. limit ile kefil olduğunu, ipotek tesis edilmesinin davacı aleyhinde takip yapılmasına engel olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının borca 150.000 TL. limit ile kefil olduğu ve takip tutarının 144.105.53 TL. olması nedeniyle kefalet limitinin altında bulunduğu, asıl borçlunun teminat ipoteği tesis etmiş olmasının ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ayrıca takip yapılmasının kefil hakkında icra takibi yapılmasına engel teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı iddiasında kefalet ettiği sözleşmenin 19.04.2005 tarihli olup kullanılan kredinin ödendiğini, bankanın daha sonra başka kredi sözleşmeleri ile borçluya yeni kredi verdiğini bu borçtan sorumlu olmadığını ileri sürmüştür.
Yapılan bilirkişi incelemesi denetime elverişli değildir. Bankaca talep edilen kredi alacağının hangi tarihte verildiği ve hangi sözleşmeye dayalı olduğunun belirlenerek, şayet davacının kefalet ettiği sözleşmeler ile kullandırılan kredi ödenmiş ve borç doğuran kredi yeni sözleşmeler kapsamında verilmiş ise davacının bu yeni borçtan sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, açıklanan hususlar dikkate alınarak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.