YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1820
KARAR NO : 2022/2631
KARAR TARİHİ : 31.03.2022
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istekli davanın yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup; karara karşı davalı Hazine vekili ile davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, hükümde yapılan yanlışlık kamu düzenine ilişkin olduğundan kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine vekili ile davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmekle; Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili, Ergani ilçesi, Kortaş Mahallesi kadastro çalışma alanında bulunan 202 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mera olarak tespit gördüğünü, dava konusu taşınmazın 921,00 metrekarelik kısmının bahçe vasfından olduğunu ve üzerinde 20 yaşından çok daha büyük elma ve erik ağaçlarının mevcut olduğunu, aynı zamanda bu yeri sebzelik olarak kullandığını, dava konusu yerin muris babası tarafından 40 yıldan fazla bir zaman zilyet ve tasarruf edildiğini, murisin vefatı ile mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu taşınmazın kendi hissesine düştüğünü, dava ettiği kısım üzerinde sulama amacıyla havuz yaptığını söz konusu havuzun 60 yıldan fazla bir zamandan beri mevcut olduğunu, dava konusu taşınmazın mera ile bir ilgi ve alakasının bulunmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın dava dilekçesi ekindeki krokide gösterilen 921,00 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile bahçe vasfı ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine cevap dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera vasfında olduğu, böyle bir yerin zilyetlikle kazanılamayacağı, kadim nitelikte meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … dava konusu taşınmazın konumu nedeniyle 6360 sayılı Yasa uyarınca yalnızca Büyükşehir Belediyesinin hasım konumunda olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, davacı yararına iktisap koşullarının oluşmadığı, kaldı ki çekişmeli taşınmazın mera vasfında olduğu, böyle bir yerin zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı aşamalarda sunduğu yazılı ve sözlü beyanlarında davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli ve 2018/200 E. 2020/143 K. sayılı kararıyla; davacı yararına iktisap koşullarının oluştuğu belirtilerek davanın kabulüne, çekişmeli 202 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 921,66 metrekare taşınmazın bahçe, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 8,00 metrekare bölümün ise havuz olmak üzere aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle toplam 929,66 metrekare olacak şekilde davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan 103.597,54 metrekarelik kısmının ise yine kamu orta malı (mera) vasfı ile 202 ada 1 parsel olarak Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; yasal hasım olan davalı idare aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, yargılama boyunca husumet itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece yeterince mera araştırması yapılmadığını, mahalli bilirkişiler ve tanıkların dava konusu taşınmaz üzerinde hayvan otlatıldığını beyan ettiğini, 2002 yılı hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın tarımsal alanda kalmadığının anlaşıldığını, buna rağmen Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, öte yandan davacı vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2020/534 E., 2021/263 K. sayılı kararıyla;
Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye, mevcut delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, teknik bilirkişi raporlarına ve yerel bilirkişi ve tanık sözlerine göre çekişmeli taşınmazın 2009 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında mera niteliği ile orta malı olarak tespit ve tescil edildiği, davacının dava konusu ettiği taşınmaz üzerinde tespit tarihine kadar 20 yıl malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun zilyetliğini sürdürdüğü, lehine kazanma koşullarının oluştuğu, Mahkemenin bu yöndeki kabulü ile vakıa ve hukuki değerlendirmesinde esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı Hazine vekilinin işin esasına dair istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı,
Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili ve Hazine vekilinin hükmün yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf incelemesinde ise; mera vasıflı taşınmazlara karşı açılacak tapu iptali ve tescil davalarının Hazine yanında ilgili belediye ve büyükşehir belediyesine karşı açılması gerektiği, davanın belirlenen bu niteliğine göre davalıların yasal hasım konumunda olmayıp yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları gerektiği, davalıların bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı;
Ne var ki, kamu orta malı niteliğinde özel sicile kayıtlı dava konusu taşınmazın teknik bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen 921,66 metrekarelik kısmı bahçe, “B” harfi ile gösterilen 8,00 metrekarelik kısmı havuz olmak üzere toplam 929,66 metrekare olacak şekilde bahçe vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan 103.597,54 metrekarelik kısmının ise kamu orta malı (mera) vasfı ile 202 ada 1 parsel olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin hatalı olduğu, infazda tereddüt yaratacak şekilde taşınmazın davacı adına tescil edilen kısım dışında kalan kısmının, taşınmazın kamu orta malı niteliğinde özel sicile kayıtlı olduğu hususu nazara alınmadan, Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu, tapu sicilinin düzenli tutulmasına dair kararlar kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle kendiliğinden göz önünde tutulması gereken hususlardan olduğu gerekçesiyle,
Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Davalı Hazine vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,
Hükümde yapılan yanlışlık kamu düzenine ilişkin olarak 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi gereğince resen istinaf sebebi sayılarak Ergani 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/02/2020 tarihli ve 2018/200 Esas 2020/143 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle,
1-Davacının davasının kabulüne;
2-Diyarbakır ili, Ergani ilçesi, Kortaş Mahallesi, 202 ada 1 parsel sayılı mera vasıflı taşınmazın, teknik bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen 921,66 metrekare yüzölçümündeki bölümünün bahçe ve “B” harfi ile gösterilen 8,00 metrekarelik bölümünün ise havuz olmak üzere toplam 929,66 metrekare yüzölçümündeki bölümünün mera kaydının iptali ile taşınmazın “bahçe” vasfıyla aynı adanın son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
2.1. Davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; yasal hasım olan davalı idare aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, 6360 sayılı Yasa uyarınca ileri sürdükleri husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında kaldığı bu nedenle 5393 sayılı Yasa’nın 79. maddesi uyarınca davalı … adına tescilinin gerektiği belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde Mahkemece yeterince mera ve zilyetlik araştırması yapılmadığını, mahalli bilirkişiler ve tanıkların dava konusu taşınmaz üzerinde hayvan otlatıldığını beyan ettiğini, 2002 yılı hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın tarımsal alanda kalmadığının anlaşıldığını, buna rağmen Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, öte yandan davacı vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mera olarak tespit ve tescili yapılan çekişmeli taşınmaza ilişkin irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak genel mahkemede açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
3.2.3. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullanmak üzere, yetkili makam tarafından tahsis edilmiş olan veya böyle bir tahsis bulunmamasına karşın kadimden beri (öncesi belli olmayan bir zamandan beri), ilgili köy veya kasabalar tarafından mera olarak kullanılagelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiili ve hukuki tasarruflarda bulunamadıkları arazi parçasıdır. Bir yerin mera sayılabilmesi için bu amaçla bir köy veya kasabaya tahsis edilmesi, tahsis bulunmadığı takdirde, kadimden beri o yerin mera olarak kullanıla gelmiş olması gerekir. Bir yere hukuken mera vasfını verebilmek için bu iki unsurdan birinin bulunması gerekir (Cin, H.Türk Hukukunda Mera Yaylak ve Kışlaklar, 2. Bası, Ankara 1980, s. 37 vd.).
3.2.4. Mera olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mera olarak kullanılagelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez. Meraların sınırlarının daraltılıp genişletilmesi ve zamanaşımı ile özel mülkiyete geçirilmesi mümkün değildir. Meraların vasfı değiştirilemez ve ziraat arazisi hâline getirilemez. Tahsisli veya kadim mera olgusunun belirlenmesi usul ve şekil yönünden birbirinden farklıdır. Zira tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli meralar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu hâlde, kadim meralar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar.
3.2.5. Bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması hâlinde ise, hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir ( Hukuk Genel Kurulunun 30.10.1991 tarihli ve 1991/8-427 E., 1991/544 K.; 10.05.2006 tarihli ve 2006/8-240 E., 2006/292 K.; 14.11.2012 tarihli ve 2012/7-485 E., 2012/788 K.; 19.11.2014 tarihli ve 2013/8-1321 E., 2014/939 K. sayılı kararları).
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın (IV./3.) numaralı bendinde yer verilen Bölge Adliye Mahkemesinin kararında dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekili ile davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin j. bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 946,29 TL onama harcının davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınmasına 31/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.