Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/6610 E. 2012/190 K. 16.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6610
KARAR NO : 2012/190
KARAR TARİHİ : 16.01.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın Kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait şirketlerde yaklaşık 10 yıl sigortalı olarak çalıştığını, 25.08.2008 tarihinde işten ayrıldığını, davalının, müvekkiline zimmetine para geçirdiği iddiasıyla zorla senet imzalattığını, daha sonra boş olarak alınan senedi 400.000 TL. olarak doldurup, müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını belirterek müvekkilinin tehdit ile imzalattırılarak alınan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalıdan %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline ait şirketlerde yaklaşık 10 yıl çalıştığını, davacının çalıştığı süre zarfında iki şirkette de genel vekaletnamesi bulunduğundan her türlü işlemi yaptığını, müvekkilinin, davacının kendisini dolandırdığını fark ettiğini ve yaptığı araştırma neticesinde davacının nakit, araba ve gayrimenkul olarak büyük bir mal varlığına sahip olduğunu öğrendiğini, şirkette 600.00 TL. maaşla çalışan davacının normal yollarla bu kadar malvarlığına sahip olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının daha sonra hesabına geçirdiği paralara karşılık olmak üzere kendi isteğiyle 400.000 TL’lik senet verdiğini, kesinlikle davacıya zorla senet imzalattırarak almadığını belirterek davanın reddine ve davacıdan %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, takip konusu senedin geçerli hukuki bir sebebe dayalı olarak düzenlenmediği, davalının sırf kendi iddiaları doğrultusunda ve davacının mevcut malvarlığının çalıştığı şirketten zimmetine para geçirdiğinin kanıtı olduğundan hareketle boş senet aldığı ve doldurup icra takibine geçtiği, senette yazılı miktarın nasıl ortaya çıktığının anlaşılamadığı, netice itibariyle senedin karşılıksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının takip dayanağı 400.000 TL’lik bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ayrıca takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından davalıdan %40 oranında tazminatın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalının 01.09.2008 tarihli ihtiyati haciz talebindeki beyanı da gözetildiğinde davanın kabulünde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 16.01.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Davacı, davalı tarafından takibe konulan senedin boş olarak hile ile alındığını, sonradan doldurulduğunu ileri sürerek, menfi tespit davası açmış ve %40 tazminat talebinde bulunmuştur.
Menfi tespit davasının kabulü halinde davalı alacaklının tazminatla sorumlu tutulabilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması gerekir. Davalı takibinde haksız ise de, kötü niyetli olduğu konusunda somut gerekçe gösterilmemiştir. Davalının boş olan senetten dolayı alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğine göre davalı bu nedenle kötü niyetli kabul edilemez. Mahkeme kararının kötü niyet tazminatı yönünden bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun onamaya ilişkin görüş ve düşüncelerine bu nedenle katılamıyoruz.