Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/11173 E. 2010/15427 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11173
KARAR NO : 2010/15427
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, dava dilekçesinde 1972 olan doğum yılının 1958 olarak düzelmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde gerçek doğum tarihinin 01.04.1958 olmasına karşın her nasılsa nüfus kütüğüne 01.04.1972 doğumlu olarak yazıldığını, bu durumun özel ve resmi işlerde sorun yarattığını ileri sürerek doğum tarihinin, ay ve gün baki kalmak kaydıyla 1958 olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine göre kayıt düzeltme istemine yöneliktir. Bu tür davalar özellikleri itibarı ile kamu düzenine ilişkin bulunmaktadır. Hakim doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir. Ana kural bu olmakla birlikte Adli Tıp Kurumu’nun bilimsel nitelikteki görüşlerine göre 25 yaşını doldurmuş kimselerin kaç yaşlarında olduklarının tespiti tıbben mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamalarında da bu görüşe genellikle itibar edilmektedir. Ancak, dosya içerisinde bulunan dava dışı …’e ait nüfus kaydında çocukları olarak görünen …. ve …’ın anne adlarının … olarak yazıldığı, bu kişilerin bir kısmının doğum tarihleri ile davacı …’nın kayıtlı doğum tarihi arasında doğum yapmaya elverişli bir sürenin bulunmadığı görülmektedir. Davacı … hernekadar nüfusta kayden bekar görünmekte ise de, mahkemece davacı …’nın nüfus kaydında …’in çocuklarının annesi olarak görünen … olup olmadığı etraflıca araştırılarak, her iki …’nın aynı kişi olduğunun saptanması durumunda davanın kabulüne, aksi halde yukarıda da değinilen Adli Tıp Kurumu görüşü doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.