Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/864 E. 2012/3207 K. 01.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/864
KARAR NO : 2012/3207
KARAR TARİHİ : 01.03.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkide davalının bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan almış olduğu malların bedelini ödediğini, borcu bulunmadığını bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda 26.02.2003 tarihli faturanın konusunu oluşturan malların davalıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçeleriyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamı içeriğinin anlaşılamadığı görülmektedir. Zira Dairemizin bozma ilamında aynen;
“Hükmüne uyulan bozma ilamında, “davalı icra takibine itirazında ve cevap dilekçesinde davacıdan almış olduğu malların bedelinin tamamen ödendiğini ve davacıya borcu olmadığını ileri sürerek ödeme def’inde bulunmuştur. Bu durumda ispat külfetinin davalıya geçtiği hususu gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira bozma ilamında davalının ödeme def’inde bulunmasına göre ispat yükünün davalıya geçtiği belirtilmiştir.
Bu durumda davalı yanın ödeme def’ini yazılı belge (makbuz, banka havalesi v.b.) ile kanıtlaması, aksi halde delilleri arasında “her türlü delil” diyerek yemin deliline de dayandığı gözetilerek davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu dikkate alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bozma kapsamı dışında kalan hususları kapsayacak biçimde ve kazanılmış hak kuralı da ihlal edilerek yeniden malın teslimi olgusunun davacı yanca ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.” denilmiştir.
Yukarıda yazılı ve uyulan bozma kapsamı içeriğinden artık mal teslim olgusunun davacı yanca ispat edilmiş olduğu, davalının ise ödeme savunmasını kanıtlaması gerektiği, ispat yükünün davacıda değil, davalıda olduğu hususu kesinleşmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasından sonra davalı yan ödeme savunmasına ilişkin yazılı bir belge sunmamış, davalı yana davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmış, davalı vekili 24.03.2011 günlü duruşma oturumunda yemin teklif etmeyeceklerini beyan etmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece bu yön gözetilerek bozma ilamı kapsamı ve davalı yanın ödemeye ilişkin yazılı belge sunmaması ve yemin teklif etmeyeceklerine ilişkin beyanı gözetilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.