Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/9509 E. 2012/17856 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9509
KARAR NO : 2012/17856
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : … vs.

Davacılar, murisinin iş kazası soncu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R

Dava 05.07.2005 tarihinde iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; Davalılardan … ve …’a yönelik davanın işveren sıfatları bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davacıların maddi zararları sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı …’in manevi tazminat isteminin kabulüne diğer davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile hüküm altına alınan tazminatların davalılardan …’den tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalılardan …’ne ait işyerinde çalışmakta iken işverenin yapımını üstlendiği fabrika tadilat işinde deponun 4 m yüksekliğindeki demir kapısının üstüne sıva yapabilmek için iskele kurulması sırasında üzerine bastığı sabitlenmemiş kalasın dönmesi ile zemine düşerek öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 73.maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak kesinleşen ceza davasında; kazalıya 2/8, işyerinin inşaat işlerinin yürütülmesinden sorumlu ortağı …’a 6/8 oranında kusur veren kusur raporu hükme esas alınmam suretiyle sanık …’in beraatına, sanık …’ın ise mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Hükme esas alınan 31.12.2009 ve 17.05.2010 tarihli bilirkişi raporlarında, işveren şirkete % 65, kazalıya ise % 35 oranında kusur verilmiş, davalı …’in olayın meydana gelmesinde kişisel kusurunun bulunmadığından kusur verilmemiş, davalı … hakkında açılan ceza davası kesinleşmediğinden bu davalının kusurunun davalı şirket kusuru içerisinde değerlendirildiği açıklanmıştır.
Oysa, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalı …’ın işi fiilen yürüttüğü ve ceza davasında da mahkûm olduğu dikkate alınmadan kusur durumunun belirlendiği kusur bilirkişi raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
BK’nun 53.maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulanmasına göre, hukuk hakimi: kusur ve derecesinin belirlenmesi bakımından ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile ilke olarak bağlı değilse de ceza mahkemesinden verilen sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararına bu yönleri ile bağlı olduğu açıktır. 6098 sayılı TBK’nun 74. Maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır.
Öte yandan davacılardan … 11.01.2007 tarihli dava dilekçesi ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu halde bu davacının istemleri hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, tüm davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 18.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.