YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15295
KARAR NO : 2012/5368
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davacı şirketin ve davalının yaş sebze meyve komisyonculuğu yaptıklarını, davalının müvekkilinin adresine gelerek muz göndereceği vaadi ile avans niteliğinde olmak üzere 06/02/2010, 06/03/2010 ve 06/04/2010 vade tarihli 26.000,00-TL bedelli 3 adet bono alarak gittiğini, tarafların bu şekilde muz alım satımı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, davalı tarafından mal teslimi yapılmadığı gibi avans niteliğinde alınan bonoların da Türkiye İş Bankası Denizli Şubesi aracılığıyla tahsile konduğunu, bankadan şirket yetkilisine ihbar mektubunun geldiğini, ihbar üzerine senetlere gidilip bakıldığında senetlerin üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının anlaşıldığını, müvekkilinin senetlere bilmeden ikişer imza attığı için şahsi sorumluluğu da gündeme gelebileceği için kendi adına da dava açmak zorunda kaldığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davacıların davaya konu 3 adet bonodan dolayı borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 25/02/2010 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin davacılardan dava konusu bono bedelleri kadar alacaklı olduğunu, davacıların çelişkili beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalının alacağını almasını geciktirmeye yönelik bu davayı açtıklarını, davacı …’ün hem şahsı hem de şirketi temsilen bonodaki imzaları bizzat attığını, bonodaki imzaların kendisine ait olduğunu, kambiyo senedinin düzenlenmesi ile taraflar arasında kayıtsız şartsız soyut bir borç ilişkisi doğduğunu, bu nedenle ancak yazılı delil ile borç olmadığının ispat edilebileceğini, yapılacak imza incelemesi ile imzaların davacıya ait olduğunun ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davaya konu senetlerin tanzim edildiği 07/12/2009 tarihinde davalı şirketi temsile yetkili kişinin … olduğu, yapılan imza incelemesinde dava konusu senetlerin ön yüzünde bulunan imzaların …’ün eli ürünü olmadığının anlaşıldığı ve sahtelik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle davacıların sahte olarak düzenlenmiş olan davaya konu senetler nedeniyle, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde ve özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun Adli Tıp Kurumuna ait raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki belgelerden Adli Tıp Kurumu imza incelemesi fatura gideri olan 150,00-TL’nin davalı tarafından yatırıldığı, Mahkeme kararında bu bedelin davacı tarafından yatırılmış gibi tekrar davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşıldığından hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir. Ancak bu husus tekrar yargılama yapmayı gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenden dolayı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararında hüküm kısmının (4) no.lu bendinde yer alan “1.444,35-TL” ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine “1.294,35-TL” ibaresinin yazılmasına, hükmün değiştirilen bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.