Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/11052 E. 2012/3635 K. 07.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11052
KARAR NO : 2012/3635
KARAR TARİHİ : 07.03.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalılardan …’nın müvekkilinden nakit para alıp karşılığında davalı …’nın keşideci olduğu 02.03.2010 keşide tarihli 3.500 TL bedelli, 26.02.2010 keşide tarihli 3.200 TL bedelli çekleri ciro edip müvekkiline verdiklerini, bu çeklere dayalı olarak yapılan icra takibinin davalıların haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … cevabında, eşi diğer davalı …’ un dava dışı …’den alacağı paraya karşılık davaya konu çekleri keşide edip eşine verdiğini, eşinin de çekleri ciro edip dava dışı …’ya verdiğini, ancak dava dışı …’nın istediği faizin çok yüksek olmasından dolayı parayı almaktan vazgeçtiklerini, dava dışı …’nın da çekleri yırtıp attığını söylediğini, ancak daha sonra kendisinin tefecilik yaptığının anlaşılmaması için hamiline yazdırdığı çekleri davacıya verip takip yaptırdığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … cevabında, davalı … ile aynı yönde açıklamada bulunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı …’nın Eskişehir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/9 Esas sayılı dosyasında dava dışı …’den faizle para aldığını belirttiği, aynı dosyada dava dışı …’in davacı …’ın vasıtası ile senedi icra takibine koyduğunu belirttiği, bu durumda gerçek alacaklının dava dışı … olduğu, davacı …’ın alacaklı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İtirazın iptali davasının açılabilmesinin koşullarından biri ilamsız icra takibi nedeniyle çıkarılan ödeme emrine borçlu tarafından 7 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmesidir. Başka bir anlatımla süresi içinde ödeme emrine itiraz edilmemesi halinde takip kesinleşmiş olacağından böyle bir durumda itirazın iptali davası açılmasında hukuki yararın varlığından söz edilemez. Hukuki yarar ise dava şartı olup mahkemece yargılamanın her safhasında re’sen gözetilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda, tasdikli fotokopisi dosyaya sunulan icra takip dosyası içindeki belgelerden ödeme emrinin davalı …’ya 23.11.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve adı geçenin itiraz dilekçesi üzerindeki havale tarihine göre itirazın 13.01.2010 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Dosya aslında itiraz tarihi konusunda farklı bir bilgi ya da belge bulunamaması halinde mevcut bu duruma göre … yönünden takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu yönler üzerinde durulup araştırma ve inceleme yapılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu çekler süresinde bankaya ibraz edilmediği gibi takip tarihi itibarıyla 6 aylık zamanaşımı süresi dolduktan sonra takibe konu edildiğinden kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilmiş ise de taraflar arasında temel ilişkinin varlığı halinde bu durumdaki çeklere yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacağın her türlü delille kanıtlanması mümkün hale gelir. Taraflar arasında temel ilişkinin bulunmaması halinde ise hamilin keşideci aleyhine TTK’ nun 644. maddesinde düzenlenmiş olan sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak talepte bulunması mümkündür. Mahkemece, somut olay bakımından bu yönler üzerinde durulup tartılışılmadan yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.