Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/13694 E. 2012/5741 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13694
KARAR NO : 2012/5741
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalıdan muhtelif sayıda elektrik ve elektronik eşyalar aldığını, taksit sözleşmesi ile söz konusu borcun 15.09.2007 tarihinden 15.06.2008 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığını, faturalı alacaklara ilişkin olarak 31.08.2007 düzenleme tarihli 21.009,00 TL’lik senet verildiğini, davalının bankadaki hesabına 23.120,00 TL’lik ödeme yapıldığını, borcun ödenmesine rağmen davalının verilen senedi Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2008/9292 E. sayılı dosyasında takibe koyduğunu, takipten sonra ise 21.07.2008 tarihinde davalının banka hesabına 5.000,00 TL, 31.07.2008 tarihinde davalının vekiline 5.000,00 TL, haciz esnasında da 1.000,00 TL daha ödeme yapıldığını belirterek icra takibine konu senet bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, alacağın %40’dan az olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun 4.775,00 TL’sinin takipten önce ödendiğini, bakiye 16.234,00 TL asıl alacak ve ferileri için takip başlatıldığını, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, 31.07.2007 tarihi ile 6.2.2008 tarihleri arasında 43.524,00 TL’lik mal alındığını, bu mal bedelinin 1.635,00 TL’sinin kredi kartı ile ödendiğini, bakiye 41.889,00 TL’lik açık hesap borcuna karşılık 35.655,00 TL’lik ödeme yapıldığını, kalan borcun 6.234,00 TL olduğunu, takip başlatılınca açık hesaba karşılık yapılan tüm ödemelerin senede karşı olduğu iddiası ile iş bu davanın açıldığını, davalı tarafın ödemelerin takip konusu bonoya karşılık yaptığını, yazılı delille ispat etmesi gerektiğini bildirerek haksız davanın reddi ile %40’dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacının takip tarihindeki borcunun (39.354,00-23.120,00)=16.234,00 TL olup henüz vadesi gelmeyen taksit toplamının ise 4.070,00 TL olduğu, davalının takip tarihi itibari ile muaccel alacağı olan (16.234,00 TL-4.070,00)= 12.164,00 TL’yi isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibe konu 4.550,20 TL alacak bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takipten sonra 21.07.2008 tarihinde yapılan 5.000,00 TL, 31.07.2008 tarihide yapılan 5.000,00 TL, 06.08.2008 tarihinde yapılan 1.000,00 TL ödemenin bu dosya ile ilgili yapıldığından infazda nazara alınmasına, en son ödeme tarihi itibari ile vadesi gelmeyen 4.070,00 TL taksitlerle ilgili davalının alacak davası açmakta muhtariyetine, reddedilen miktar üzerinden %40 tazminata, davacının fazlaya ilişkin istemi ile tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava bono nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı bononun taksitli mal ilişkisinden kaynaklanan bakiye taksitler için düzenlendiğini ve dosyaya sunulan dekontlarla tüm bono bedelinin ödendiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise iddianın yerinde olmadığını, taraflar arasında parça parça mal satım ilişkisi bulunduğunu ancak iddia edildiği gibi taksitli alım satım sözleşmesi yapılmadığını, davacının yaptığı ödemelerin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden doğan borca yönelik olduğunu, nitekim bu hususun ödeme dekontlarında da açıkça belirtildiğini, dava konusu bono bedelinin bir kısmının ödendiğini ve bu nedenle ödenen kısım düşüldükten sonra icra takibine girişildiğini, bakiye bono bedelinin ödenmemesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Bu durumda öncelikle davacının taraflar arasında taksitli bir alım-satım sözleşmesi bulunduğunu ve dava konusu senedin iddia ettiği bu sözleşmenin taksit bedellerine yönelik olarak düzenlenip tüm bedelinin ödendiğini kanıtlaması gerekmektedir. Zira dosyaya sunulan ödeme dekontlarında “ödemenin cari hesap ilişkisine mahsuben” yapıldığı konusunda şerh düşülmüş, bu ödemelerin dava konusu bonoya mahsuben yapılmadığı yolunda, bu şekilde bir irade açıklamasına yer verilmiştir. Dava konusu bononun konu edildiği icra takibi nedeniyle yapılan ödeme ise 31/07/2008 tarihli belgede açıkça belirtilmiştir. Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm oluşturulmuştur. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece yukarıda belirtilen hususlar ve ispat külfetine ilişkin açıklamalar gözetilerek yeni bir bilirkişiden önceki raporları irdeleyecek ve itirazları da karşılayacak şekilde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.