YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/824
KARAR NO : 2013/5175
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen itirazın iptali davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davaların reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, davacı bankanın dava dışı… ile 07/07/2006 tarih ve 20.000 TL bedelli kredi sözleşmesi imzaladığını, davalının sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine 2009/8186-8185 sayılı dosyalardan icra takibi yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazların iptaline ve en az % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davada, asıl borçlu tarafından kredinin tamamının 24/05/2007 tarihinde erken ödeme yoluyla kapatıldığını, kredi sözleşmesinden bir yıl sonra asıl borçlu ile davacı bankanın başka bir kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının ikinci kredi sözleşmesine kefaletinin bulunmadığını, bankanın ikinci kredi sözleşmesine dayanarak üçüncü kişilere kredi kullandırdığını belirterek davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; dava konusu banka kredi sözleşmesinin banka tarafından önceden hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin bu işlem koşullarını kabul ettiklerine ilişkin TBK’nun 21.maddesi kapsamında bir kabulünün bulunmadığı, bu nedenle sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğu, TBK’nun genel işlem koşullarına ilişkin kuralların emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkin olduğu, Yürürlük Yasasının 2,3,4,5,7 maddelerine göre sözleşmeye 6098 sayılı TBK’nun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği gerekçesiyle TBK’nun 20.maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak yapılmış sözleşme uyarınca açılan davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş ve sözleşme uyarınca kredi anılan kanun yürürlükte iken verilmiştir. Bu durumda 6101 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 4. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir.
Yürürlük Kanunu’nun 1. maddesine göre olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığı ve salt genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu’nun derdest davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır.
Mahkemece işin esasına girilerek davalının itirazında haklı olup olmadığı üzerinde durulup toplanan deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.