Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/16108 E. 2012/7500 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16108
KARAR NO : 2012/7500
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsil için giriştikleri icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek davalıların itirazlarının iptali ile icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, 40.000 TL ‘lik sözleşme imzalandığı ancak bankanın 24.000 TL kredi kullandığını ve müvekkillerinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin 24.000 TL üzerinden kurulduğunu, müvekkillerinin dava konusu borcu ödediğini, kefalet nedeniyle herhangi bir borçları bulunmadığını, müvekkillerinin kefaletinin cari hesap ilişkisine ya da sürekli işleyen bir krediye kefalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve benimsenen 25.05.2011 havale tarihli bilirkişi raporuna göre davacı banka ile dava dışı Akgünler… Ltd.Şti’nin kullandığı ve kullanacağı tüm kredi borçları için genel kredi sözleşmesi yapıldığı, davalıların müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, işbu genel kredi sözleşmesi ile dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı, 01.08.2008 tarihli ve 40.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, davalıların kefaletlerini kaldırmadıkları davalıların toplam 20.792 TL’den sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Kefalet ilişkisi sona ermediğinden davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesine dayanılarak açılan dava konusu krediden dolayı davalılar kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olup, daha önce başka bir kredi kullanımı nedeniyle yapılan ödemenin dava konusu kredi borcuna mahsup edilmesi doğru değildir.
2- Davalılar vekilinin temyizine gelince; takipten önce davalıların temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından ve bu durumda temerrüt takiple gerçekleştiğinden işlemiş faizden davalıların sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda(1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar yararına hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.