YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6575
KARAR NO : 2013/3288
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı ve davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av. … gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan borç aldığını ve karşılığında 5.000,00 TL bedelli bir senet verdiğini, müvekkilinin borcunu süresinde ödeyemediğini, davalının senedi kaybettiğini ileri sürmesi üzerine müvekkili tarafından aynı borç için borcun faizi ile birlikte 15.000,00 TL bedelli 3 ay vadeli faizsiz olarak davalı lehine ipotek verildiğini, davalı lehine ipotek verildikten sonra kaybedildiği iddia edilen 5.000,00 TL’lik senedin tahrif edilerek 15.000,00 TL yapılarak İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/182 E. sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, ayrıca Gaziosmanpaşa 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/31 E. sayılı dosyası ile davalı lehine verilen ipotek için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, müvekkili tarafından bu borca mahsuben 11/02/2008 tarihinde 1.550,00 TL ve 27/02/2008 tarihinde 7.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak davalı yanca senede ilişkin ödeme yapılmışcasına ödeme makbuzu verildiğini, senedin tamamen imzanın da sahte olma ihtimali bulunduğunu belirterek müvekkilinin İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/182 E. sayılı dosyası ile takibe konulan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı vekiline ödenen 1.550,00 TL ile 7.000,00 TL’nin faizi ile birlikte istirdatına, müvekkili lehine % 40’dan az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinden aldığı borç para karşılığında dava konusu bononun verildiğini, takibe konu borcun ödenmediğini, davacının müvekkilinden yeniden borç istediğinde, bu sefer müvekkili lehine ipotek tesis edilerek yeniden müvekkili tarafından davacıya borç verildiğini, davacının senede karşılık 1.550,00 TL ve 7.000,00 TL’lik ödemeler yaptığını ve bu dosyaya mahsuben makbuz verildiğini, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/182 E. sayılı dosyasında yapılan haciz sırasında davacının borcu kabul ettiğini bildirerek davanın reddi ile müvekkili lehine % 40’dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre; İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/182 E. sayılı dosyasında takibe dayanak 21/10/2005 tanzim ve 21/05/2005 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli bono üzerindeki yazı ile (on) ve rakam ile (1) ifadelerinin sonradan eklendiği, takibin 07/01/2008 tarihinde başladığı, ödeme emrinin 08/01/2008 tarihinde tebliğ edildiği ve takip kesinleştikten sonra borçlu davacı evinde talimat yolu ile 17/04/2008 tarihinde yapılan haciz sırasında davacının borcu 19.500,00 TL olarak kabul ettiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/182 E. sayılı dosyasındaki 17/04/2008 tarihli hacizde borç olarak kabul edilen 19.500,00 TL için açılan menfi tespit isteminin reddine, bu miktarın dışında kalan alacakla ilgili olarak menfi tespit isteminin kabulü ile takibin iptaline, takip tarihinden sonra davalı tarafından yapıldığı tespit edilen 8.550,00 TL ödeme ve varsa başka ödemelerin de hesaplamada dikkate alınmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde harca esas değer 15.000,00 TL olarak gösterilmiş olup, dava dilekçesinin sonuç kısmında “b- Senedin ve takibin iptaline, c- Alacaklı vekiline ödenen 11/02/2008 tarihinde 1.550,00 TL ile 27/02/2008 tarihinde 7.000,00 TL’nin fazi ile birlikte istirdatına” demek suretiyle 15.000,00 TL’den borçlu olmadığının tespiti ile 8.550,00 TL’nin istirdatına karar verilmesi talep edilmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece her iki talep toplamı olan 23.550,00 TL üzerinden harcın ikmal edilerek müteakip işlemler olan işin esasına girilmesi gerekirken bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yapılması gereken iş söz konusu harcın tamamlattırılıp talep edilen her bir kalem için toplanan delillere göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar lehine 990,00’ar TL duruşma vekalet ücretinin yek diğerinden alınıp bir diğerine verilmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 21.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.