Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/17568 E. 2013/3349 K. 21.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17568
KARAR NO : 2013/3349
KARAR TARİHİ : 21.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin bankalara kredi başvurusu yaptığı esnada Merkez Bankası kayıtlarında davalıya 15.442,89 TL borçlu olduğuna ilişkin kayda rastlanıldığını, müvekkilinin borcun kaynağı ile ilgili bir bilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, 1994 ve 1996 yıllarında sahte ve çalıntı yurtdışı çeklerinin … ve … Şubelerinde nakde çevrilmesi suretiyle yapılan dolandırıcılık fiili nedeniyle bankanın zarara uğratıldığını, davacının 15.442,89 TL takip riski bulunduğunu, davacı ve arkadaşının değişik kimlikler kullanmak suretiyle müvekkili banka şubesine çalıntı ve kayıp çekleri ibraz ederek tahsilat yaptıklarını, çeklerin çalıntı ve kayıp oldukları yetkili keşidecileri tarafından bankalara bildirildiği için sigorta şirketlerinin ödemede bulunmasının sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; TC Merkez Bankası kredi limit ve risk bilgileri kütüğünde davacı adına 31.Mart 2011 döneminde davalı banka şubesi tarafından zarar niteliğindeki krediler ve diğer alacaklar riski kodu altında 15.443,00 TL tasfiye olunacak alacak kaydının bulunduğu, suç tarihinden bu güne kadar aradan 7,5 yıldan fazla sürenin geçtiği, BK’nun borçların sükutu bölümünün (F) müruru zaman başlığı altında on senelik mürüru zaman ile ilgili 125. maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalı bankanın davacıdan 15.443,00 TL’lik zararından dolayı olan ve TC Merkez Bankası kredi limit ve risk bilgileri kütüğünde zarar niteliğindeki krediler ve diğer alacaklar risk kodu altında kaydı bulunan alacağının zamanaşımı nedeniyle sona erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 492 Sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesindeki harç istisnası yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olmak üzere uygulanmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2010 tarih, 2008/81 Esas ve 2010/8 Karar sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2010 tarih, 2010/12-443 E. ve 2010/471 K. sayılı kararıda bu yöndedir. Davalı … Bankası T.A.O’nun harçtan muaf olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda mahkemece; davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bette açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.