Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/7571 E. 2013/2387 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7571
KARAR NO : 2013/2387
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. … gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki gereğince müvekkili tarafından davalıya avans ödemeler yapıldığını, bu ödemeler karşılığında mal teslim edilmediğini, bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2009/39549 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında demir-çelik sektöründe uygulanan ticari teamüle uygun olarak sözlü satım sözleşmesi yapıldığını, davacının 2008 Ağustos ve Eylül aylarında müvekkiline 15.000 ton çelik kütük siparişi verdiğini, bu sipariş karşılığında toplam 21.859.500 USD bedelli altı adet çek verildiğini, müvekkili tarafından davacının sipariş verdiği tarihlerdeki fiyatlarla ham madde alımlarının yapılarak üretimin gerçekleştirildiğini, ancak davacının satış bedelinin bir kısmını ödendiğini, satış bedelinin tamamının ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından mal tesliminin yapılamadığını, Eylül 2008 tarihinden sonra o günkü fiyatlarla alınan ham maddelerin müvekkilinin stoklarında kaldığını, dünya demir-çelik sektöründe meydana gelen fiyat düşüşleri ve davacının alımdan vazgeçmesi üzerine üretilen kütüklerin düşük fiyat ile satılması nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını, davacı tarafından teslim edilen 21.859.500 USD bedelli altı adet çekin karşılığı bulunmadığından ödenmediğini, 15.000 ton kütük satın alma konusunda yapılan anlaşmaya davacı tarafça uyulmaması sonucunda müvekkilinin toplam 15.000.000 USD’den fazla zararının olduğunu, buna rağmen takibe geçilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu bildirerek davanın reddine ve müvekkili lehine %40’dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre taraflar arasında açık hesap şeklinde yürüyen ticari ilişki sonucunda taraf şirketlerin birbirini doğrulayan ticari defter ve kayıtları uyarınca davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 1.262.030,93 TL tutarında ana para alacağının bulunduğu, davalının davacının sözleşmeye aykırı davaranışları nedeni ile zarara uğradığı yönündeki iddalarının taraflar arasında yazılı bir sözleşme düzenlenmemiş olması nedeni ile davacının sözleşmeye aykırılığının kanıtlanamadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulü ile Şişli 8. İcra Müdürlüğü’nün 2009/39549 E sayılı takip dosyasında davalının tirazının 1.262.030,93 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde, tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının %40 oranında (504.812,37 TL) inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili 05/01/2012 tarihinde peşin harcın tahsili ile ilgili açık hüküm bulunmadığı bildirilerek tavzih talebinde bulunulmuş, mahkemece 01/03/2012 tarihinde hüküm fıkrasında alınması gereken harçtan davalı sorumlu tutulmasına karşın davacı tarafından yatırılan 13.212,50 TL peşin harçla ilgili açıklık bulunmadığı gerekçesi ile “13.212,50 TL olarak davacı tarafından yatırılan peşin harcın davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm fıkrasına ekleme yapılmasına karar verilmiş, tavzih kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava avans olarak yapılan ödemeler karşılığında mal teslim edilmediği gerekçesiyle bakiye cari hesap alacağına istinaden yapılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece 11/05/2011 tarihli celsede bilirkişi incelemesi için kurulan ara kararda sektör bilirkişisi olarak Doç. Dr. … görevlendirilmiştir. 27/09/2011 tarihli celse tutanağından ise bu bilirkişinin tıp doktoru olması nedeniyle kuruldan ayrıldığı, raporun diğer iki bilirkişi tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili 22/08/2011 tarihli bilirkişi raporuna gerekçelerini de göstermek suretiyle itiraz etmiştir. Mahkemenin 11/05/2011 tarihli ara kararında belirtilen sektör bilirkişisi olmaksızın hazırlanan 22/08/2011 tarihli bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması doğru değildir. Mahkemece sektör bilirkişisi de dahil edilerek oluşturulacak bir bilirkişi kurulundan, davalı yanın itirazlarını da karşılayacak şekilde, Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak toplanan tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.