YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16178
KARAR NO : 2013/2405
KARAR TARİHİ : 07.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, sayıştay denetçisi tarafından 2008 yılı hesaplarının denetlenmesi sonucunda, davacı … müdürlük ile … firması arasında imzalanan 04/12/2007 tarih ve 2.018.500,00 TL sözleşme bedelli temizlik alım işinde, 01/10/2008 tarihinden itibaren malulluk, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden iş veren hissesinin beş puanlık kısmının hazine tarafından karşılanmasına rağmen fiyat farkı hesabında bu düşüşün dikkate alınmayarak ödeme yapılması sonucu mükerrer ödenen 12.324,12 TL ile iş yeri hekimi ücreti giderinin ayrı bir kalem olarak gösterilmesi suretiyle hak edişlerde bu kaleme ilişkin ödeme yapılması sonucu 19.529,00 TL olmak üzere toplam 31.853,13 TL kamu zararına sebep olunduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 31.853,13 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili, 29/11/2010 günlü dilekçesi ile iş yeri hekim ücretine ilişkin 19.529,00 TL’lik taleplerini atiye bırakmıştır.
Davalı vekili, davalının ikametgahı mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetkisizlik itirazında bulunmuş, esasa ilişkin beyanlarında ise, 5510 sayılı kanunun 81. md. yapılan değişiklikle malulluk, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden iş veren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutar hazinece karşılanır hükmünün getirildiğini ve hazinece karşılanan bu miktarın müvekkiline ödendiğini, fakat müvekkili ile yapılan sözleşmenin fiyat farkı başlıklı 15/2 md. gereğince, bu ödemenin yapılmaması gerektiği ve yapılan ödemenin davalı kuruma faizi ile geri ödenmesi gerektiğinden bahisle dava ikame edildiğini, oysa müvekkili ile davacı kurum arasında yapılan sözleşme süresince asgari ücretin düşme ya da sigorta primlerinin alt sınırında düşme meydana gelmediğini, dolayısıyla bu nedenlere dayanarak fiyat farkı uygulaması yapılarak müvekkiline yapılan hak edişlerden fiyat farkı kesilemeyeceğini, müvekkilinin prim ödemelerini yasal süreler içerisinde yaptığını, ilgili yasayla sağlanan indirim hakkının bir tür teşvik ve prim olduğunu, yine iş yeri hekimi için yapılacak ödemelerin ayrı bir kalem olarak ödenmesi gerektiğini, bu nedenle davacı kurumun bu hususta yapmış olduğu ödemeleri müvekkilinden isteyemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 5510 sy. K.81. maddesinde kanun gereğince alınacak sigorta prim oranları ile Devlet Katkısının düzenlendiği, maddenin (1.) bendinde özel sektör iş verenlerinin çalıştırdıkları sigortalılar ile ilgili olarak bu kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde SGK’ya vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutar ile hazinece karşılanmayan iş veren hissesine ait tutarı yasal süresi içerisinde ödemeleri ve SGK’ya prim idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı, borcu bulunmaması halinde kanunun 4/1- (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör iş verenlerinin bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre, malulluk, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden iş veren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın hazinece ödeneceğinin düzenlendiği, kanunla sigorta primini düzenli olarak ödeyip, diğer yükümlülüklerini de süresinde eksiksiz olarak yerine getiren özel sektör iş verenine bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen diğer özel sektör iş verenlerine göre destek unsuru sağlanmış olduğu, prim ödemeyi teşvik amacını taşıdığı, davaya konu alacağın hazinece karşılanacağı düzenlenen iş veren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden kısım olduğu, yasal düzenleme uyarınca bu miktarın fiyat farkı hesabından düşülmesinin olanaksız olduğu, yasal düzenlemeye açıkça aykırı düşen bilirkişi raporlarının hükme esas alınmadığı, her ne kadar davacı vekili iş yeri hekimliği ücretine ilişkin davasını atiye bıraktığını belirtmiş ise de; atiye terkin “davanın geri alınması” niteliğinde olduğu ve davalının muvafakatı olmadan davanın geri alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, mahkeme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 07.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.