YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14172
KARAR NO : 2013/3163
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı/karşı davalı vekili, 15.06.2004 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalının gerek öğrenciliği ve akabinde öğretmenliğe başlaması nedeniyle işi babasının vekaleten yürüttüğünü, davalının 19.02.2008 tarihli ihtarnameyle babasının yaşı ve hastalığı sebebiyle bayiliği yürütmesinin imkansız hale geldiği gibi sebepler ileri sürerek sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalının kardeşi adına bir başka şirketin bayiliğini alarak daha önce kendi kullandığı telefonları bu bayiye naklettiğini, bunun İpragaz aboneleri için kullanılan telefonlara gelen siparişlerin davalının kardeşi adına alınan bayilik tüpleri ile değiştirilmesi amacını taşıdığını, Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2008/60 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespitle bu durumun belirlendiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen 10.03.2008 tarihli cevabi ihtarnamede sözleşmeye aykırılıklara son verilmesinin ihtar edildiğini, ayrıca 17.04.2008 tarihli ihtarname ile de feshin haksız olduğunun, depozito bedelleri ile cezai şart miktarının ödenmesinin istendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin 25. maddesi uyarınca tüplerin iade edilmemesinden kaynaklanan tazminat alacağı olarak 3.500-TL nin ve sözleşmenin 24. maddesi uyarınca cezai şart alacağı olan 72.487,25-TL’ nin şimdilik 4.000-TL’ sinin ihtar tebliğinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davada ise, davacının cari hesap kayıtlarında 15.408,50-TL depozito tüp alacağı ve nakde çevrilerek irad kaydedilen 9.423,72-TL teminat olmak üzere toplam 24.832,22-TL davalı alacağı bulunduğunu, dava açılırken zaten bu miktardaki davalı alacağının davacının bakiye alacağından düşülerek talepte bulunulduğunu, karşı davanın süresinde de olmadığını beyanla reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili, davacının haksız olarak prim kesintileri yapması ve babasının yaşlanması nedeniyle bayilik sözleşmesini yürütemeyeceğini davacıya bildirdiğini, davacının önce sözleşmenin aynı koşullarda devam etmesine dair ihtar gönderdiğini, davacının sonraki ihtarıyla da sözleşmeyi feshettiğini, kendisinin haksız yere sözleşmeyi feshetmediğini, kendi adına olmayan telefonları kardeşinin naklederek kendi bayiliğinde kullanmasına engel olmasının mümkün olmadığını, davacının tüpleri iade almadığını, asıl davadaki cezai şart isteminin yerinde olmadığını belirterek, asıl davanın reddine, teminatlarının ve ipoteklerinin iadesine, davacı şirket tarafından faturası kestirilip alındığı halde ödenmeyerek el konulan 5.326,47-TL tutarındaki prim alacağı ile 9.423,72-TL teminat zararı olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile, 12.211,50-TL tüp bedelinin ve %40 tenkis ile 4.974,08-TL cezai şart alacağının ayrı ayrı 04.05.2008 tarihinden yürütülecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 9.423,72-TL teminat alacağının 08.07.2008 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle asıl davacıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine, prim alacağı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1.bendinin 4.paragrafında belirlenen “2.062.26 TL.vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde yazılması gerekirken, yazım hatası sonucu “davacıdan alınarak davalıya verilmesine” biçiminde hükme geçirilmesi her zaman düzeltilebilecek nitelikte maddi yazım hatası olmasına, cezai şarttan tenkis sebebiyle reddedilen kısım yönünden davacının esasen yargılama giderleriyle sorumlu tutulmaması gerekirken sorumluluğu yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de bu konuda davacının açık bir temyizinin bulunmamasına ve davalının bu yöne ilişkin temyizi bakımından aleyhe bozma yapılamayacağına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK.nun 24.maddesi uyarınca tacir olan borçlu fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez. Ancak, cezai şart miktarının borçlunun ekonomik bakımdan mahvına sebebiyet verecek ölçüde fahiş olduğunun saptanması durumunda bundan indirim yapılabileceği Yargıtay’ca kabul edilmektedir. Nitekim yerel mahkeme de cezai şarttan indirim yaparak temyize konu hükmü oluşturmuştur. Ne var ki, mahkemece alınan bilirkişi raporunda cezai şarttan indirim yapılarak talep edilebilecek miktar gösterilmiş, mahkemece rapordaki bu indirim de yeterli görülmeyerek ayrıca indirim yapılıp yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Yapılan indirim oranı somut olaya uygun görülmediğinden mahkemece makul düzeyde bir indirim yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Davalı/karşı davacı vekilinin temyizine gelince; karşı davanın reddedilen bölümü yönünden takdir edilen vekalet ücretinin hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12.maddesine uygun olmaması nedeniyle hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı yararına hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.