Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/16081 E. 2013/2400 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16081
KARAR NO : 2013/2400
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında mal alım satımına dayalı ve açık hesap şeklinde süren bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya satılan mallara ilişkin olarak düzenlenen 17/10/2009 tarihli 8.850,00 TL bedelli fatura konusu malların davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, yapılan icra takibinin itiraz üzerine durdurulduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin adresinin Manisa olması nedeniyle mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, müvekkili şirketten alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf ile müvekkili arasında herhangi bir mal ve hizmet alımının söz konusu olmadığını, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını bildirerek, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, eldeki davada, takibin davacı alacaklının ikametgahı icra dairesinde başlatıldığı, davalının sözleşme ilişkisini reddettiği, mahkemece davacı yana sözleşme ilişkisini kanıtlama olanağı verildiği, ancak davacı tarafından dayanılan delillerin sözleşme ilişkisini kanıt için yeterli görülmediği, HMK’nın 9. maddesinde düzenlenen yetki kuralı gereğince, davalının ikametgahı icra dairesinin yetkili olduğu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı ve geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, mahkeme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 07.02.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava; faturaya dayalı takibe itiraz edilmesi üzerine açılmış olan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı süresi içerisinde ilgili icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalının akdi ilişkiyi inkar ettiğinden bahisle ortada bir sözleşme ilişkisinden bahsedilemeyeceğinden genel yetki kuralınca takibin davalının ikametgahı icra dairesinde yapılması gerektiğinden icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı takibe dayanak olarak bir adet fatura ibraz etmiştir. Davalı ise aralarında hiçbir hukuki ilişki bulunmaması nedeniyle bahsi geçen faturayı iade ettiğini belirtmiştir.
Bu durumda eldeki verilerle taraflar arasında akdi ilişkinin varlığına dair bir sonuca ulaşılamayacağı gibi, tam tersi bir sonuca; yani, ilişkinin bulunmadığını söylemek de mümkün değildir. Bunun doğal sonucu olarak; sözleşme ilişkisinin varlığı; yargılamanın ileriki safhalarında tespit edilebilecek bir olgu haline gelmiştir.
Mahkemenin erken aşamada davalının inkarını da nazara alarak “yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesi” halinde; dosyanın gönderileceği mahkemede yapılacak yargılama neticesinde akdi ilişkinin varlığı ispat edilebilir. Bu halde, dosyanın yeniden ilk mahkemeye gönderilmesi söz konusu olamayacağından-ortada telafisi mümkün olmayacak-usulü sakıncalar doğacaktır.
Hal böyle olunca; öncelikle, davacının iddiasının sözleşme ilişkisine dayandığı nazara alınarak bu çerçevede taraf delilleri incelenip değerlendirilmek suretiyle, akdi ilişkinin ispatlanamaması durumunda yetkisizlik kararı verilmesi daha da isabetli olacaktır.
Yetki itirazıyla karşılaşan mahkemenin, başlangıçta iddia edilen hukuki ilişki çerçevesinde davalının yetkiye dair itirazının reddetmesi mevcut veriler doğrultusunda varılan bir kanaate tekabül eder. Neticede akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde ara kararı niteliğindeki bu karardan her zaman için dönülüp yetkisizliğe dair karar verilmesi mümkün olduğundan ortada bir hak kaybından söz edilemeyecektir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıya ispat hakkı tanınmadan erken aşamada verilmiş olan “yetkisizlik nedeniyle davanın reddine” dair yerel mahkeme karanının bozulması gerektiği düşüncesiyle, hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.