YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11665
KARAR NO : 2011/13029
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
No :
Davacı, murisi kocasının Mart 1987-02.03.1996 tarihleri arasında davalı şirkette sürekli çalıştığının ve ölümüyle sonuçlanan 02.03.1996 tarihli kazanın trafik iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda istek gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hükmüne uyulan bozma ilamı çerçevesinde, davalı şirketin ihya edilip pasif husumet ehliyetine ilişkin noksanlığın giderilerek yargılama yapılıp esas hakkında karar tesis edilmiş olması yerinde görülmüştür.
506 sayılı Yasanın 2. maddesi; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağını, 4. maddesi; bu kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğunu düzenlemiştir. Anılan yasanın 11-A maddesinde ise iş kazasının tanımına ve koşullarına yer verilerek “a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c)Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d)Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olayın iş kazası olduğu belirtilmiştir.
Davaya konu kaza olayının, muris koca idaresindeki ve mülkiyeti murise ait … plakalı aracın süt toplamak üzere seyir halinde iken tek taraflı kaza sonucu devrilip muris kocanın ölmesi biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı aynı zamanda, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup, dosya içeriğinden; davalı işveren şirketin …896 sicil numarasıyla 01.09.1987 tarihinde kapsama alınıp 26.07.1999 tarihinde tasfiyeye girerek 27.11.2000 tarihinde sicilden terkin edildiği, muris adına ilki 11.02.1991 diğeri 01.12.1992 tarihli iki adet giriş bildirgesinin düzenlendiği, hizmet cetveline göre 11.02.1991-31.12.1991 ve 01.12.1992-1993/1. dönem arası toplam 330 gün kısmi bildirimde bulunulduğu, ifadelerine başvurulan ve bordro tanığı olmayan üç tanığın, 1990-1996 dönemiyle sınırlı biçimde beyanda bulunarak, muris kocanın kazaya konu araçla anılan dönemlerde şirket adına köylerden süt topladığını, süt paralarının şirket tarafından ödendiğini ve murisin süt topladığı sırada kaza geçirip vefat ettiğini ileri sürdüğü, 18.11.1997 tarihli sigorta müfettişi raporunda; olayın iş kazası olduğu ve murisin kendi kamyoneti ile, şirket adına iş yaparken kaza geçirip vefat ettiğinin bildirildiği, 29.01.1999 tarihli başka bir sigorta müfettişi raporunda ise; murisin çalıştığına dair kanıtlayıcı belgelerin bulunmadığı ve olayın iş kazası olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Davacı, muris kocasının bildirim dışı sürelerinin tespitini istediğine göre, öncelikle, davalı işyerinin faaliyet dönemleri araştırılıp açıklığa kavuşturulmalı, davalı işyerine ait dönem bordroları ve varsa ücret bordroları birlikte değerlendirilerek tespit edilecek bordro tanıklarının, çalışmanın varlığına, başlangıcına ve süresine ilişkin bilgi ve beyanları tespit edilmeli, murisin, fiili çalışmalarının varlığı ve süresi hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenip, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kuşkusuz, noksan bildirimlerin varlığı sonucuna ulaşıldığı takdirde, karar tesis edilirken, davalı işyerinden yapılan bildirimlerin dışlanması gereği gözden uzak tutulmamalıdır.
Mahkemece; tanıkların, çalışmanın varlığına ilişkin olarak 1990 tarihinden önceye dair beyanlarının bulunmaması karşısında, aksine deliller toplanıp değerlendirilmeden Mart 1987 tarihinden itibaren çalışmanın varlığına hükmedilmesi, kazaya konu araçla süt toplanması karşılığında murise bu nedenle ayrıca bir bedel ödenip ödenmediğinin araştırılmaması; söz konusu ilişkinin, hizmet akdine mi, yoksa, muris kocanın kendi nam ve hesabına çalışmasına mı dayandığının tespit ve belirlenmemesi, taraflar arasında 506 sayılı Yasanın 2. ve 4. maddeleri kapsamında sigortalı-işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmaması, muris kocanın ölümüyle sonuçlanan 02.03.1996 tarihli kazanın 506 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında iş kazası olup olmadığı irdelenmeksizin yazılı biçimde karar tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde; davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 04.10.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.