Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/17326 E. 2013/4143 K. 05.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17326
KARAR NO : 2013/4143
KARAR TARİHİ : 05.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ile aralarındaki ticari ilişki gereğince 20.10.2009 tarihli fatura ile davalıya 11.460-TL tutarında mal verdiğini, bu malların davadışı 3. şahsa ait nakliye firmasının…plakalı aracı ile … …adlı çalışanının 19.10.2009 tarihli sevk irsaliyesine attığı imza karşılığı yüklendiğini ve 20.10.2009 tarihinde de davalı şirketçe talep edilen yere götürülüp teslim edildiğini, ancak davalının faturaya konu borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü’ nün 2010/7524 sayılı takip dosyasından icra takibi yapıldığını, ancak davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının müvekkili şirketle aralarında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığına dair itirazının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu açık olduğundan BK.73/1. maddesi uyarınca alacaklının ikametgahı mahkemesinin yetkili olduğunu belirterek, itirazın iptaline ve davalı aleyhine %40′ tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, icra dosyasına itirazlarının geçerli olduğunu, davacının izah ettiği tarihlerde … Plastik-… …ile yaptıkları alışverişlerin fatura ve irsaliyelerinin kayıtlarında bulunduğunu, ödemelerini de … …isimli kişiye tam olarak yaptıklarını, davacı şirket ile hiçbir ticari alışverişleri bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı vekili tarafından davalı aleyhine fatura alacağına dayalı olarak yapılan takipte davalının davacıyla hiçbir ticari ilişkilerinin olmadığını belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olduğu, davalının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi kabul etmemesi sebebiyle bu halde yetkili icra dairesinin İİK.nun 50. maddesi uyarınca HUMK’ un yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanmasıyla tespitinin gerektiği, buna göre HUMK’ un 9. maddesinde belirtilen genel yetki kuralınca takibin davalı borçlunun ikametgahı icra dairelerinde yapılması gerektiği, BK’ nun 73. maddesinin ancak akdi ilişkinin çekişmesiz olduğu durumlarda uygulanabileceği, itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin varlığının gerektiği, icra takibinin yapıldığı Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü’ nün yetkisiz olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 05.03.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalefet)

KARŞI OY YAZISI
Dava; faturaya dayalı takibe itiraz edilmesi üzerine açılmış olan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı süresi içerisinde ilgili icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalının akdi ilişkiyi inkar ettiğinden bahisle ortada bir sözleşme ilişkisinden bahsedilemeyeceğinden genel yetki kuralınca takibin davalının ikametgahı icra dairesinde yapılması gerektiğinden icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı takibe dayanak olarak bir adet fatura ibraz etmiştir. Davalı ise aralarında hiçbir hukuki ilişki bulunmamadığını savunmuştur.
Bu durumda eldeki verilerle taraflar arasında akdi ilişkinin varlığına dair bir sonuca ulaşılamayacağı gibi, tam tersi bir sonuca; yani, ilişkinin bulunmadığını söylemek de mümkün değildir. Bunun doğal sonucu olarak; sözleşme ilişkisinin varlığı; yargılamanın ileriki safhalarında tespit edilebilecek bir olgu haline gelmiştir.
Mahkemenin erken aşamada davalının inkarını da nazara alarak “yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesi” halinde; dosyanın gönderileceği mahkemede yapılacak yargılama neticesinde akdi ilişkinin varlığı ispat edilebilir. Bu halde, dosyanın yeniden ilk mahkemeye gönderilmesi söz konusu olamayacağından-ortada telafisi mümkün olmayacak-usulü sakıncalar doğacaktır.
Hal böyle olunca; öncelikle, davacının iddiasının sözleşme ilişkisine dayandığı nazara alınarak bu çerçevede taraf delilleri incelenip değerlendirilmek suretiyle, akdi ilişkinin ispatlanamaması durumunda yetkisizlik kararı verilmesi daha da isabetli olacaktır.
Yetki itirazıyla karşılaşan mahkemenin, başlangıçta iddia edilen hukuki ilişki çerçevesinde davalının yetkiye dair itirazının reddetmesi mevcut veriler doğrultusunda varılan bir kanaate tekabül eder. Neticede akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde ara kararı niteliğindeki bu karardan her zaman için dönülüp yetkisizliğe dair karar verilmesi mümkün olduğundan ortada bir hak kaybından söz edilemeyecektir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıya ispat hakkı tanınmadan erken aşamada verilmiş olan “yetkisizlik nedeniyle davanın reddine” dair yerel mahkeme karanının bozulması gerektiği düşüncesiyle, hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.