YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7714
KARAR NO : 2011/10361
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Kanunu’nun 15. maddesinin 13. fıkrası hükmünde, kamulaştırma kararının tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde usulüne uygun kamulaştırma tebligatı yapılmamış ise, kıymet takdirinde kamulaştırma işleminin hak sahibine tebliğ olunduğu günün esas tutulacağı öngörülmüştür.
30.03.1995 günlü kamulaştırma kararının, hak sahiplerine tebliğ edilemediği, tapu maliklerince 29.07.2009 tarihinde ferağ verildikten sonra 25.08.2009 tarihinde bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında ferağ tarihinin taşınmazın değerinin tespitinde esas alınması gerekirken daha sonraki dava tarihinde kamulaştırma bedelinin tespit edilmiş olması,
2- 2942 Sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendi gereğince emlak vergi değerlerinin de dava konusu taşınmaz ile emsalin karşılaştırılmasında gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla dava konusu taşınmazın ve emsalin emlak vergisine esas tutulan asgari m² değerlerinin oranı ile bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişki giderilmelidir.
Dosyaya getirtilen Belediye Başkanlığının emlak vergisine esas asgari değerleri itibariyle hükme esas alınan ikinci bilirkişi kurulunca somut emsal olarak alınan taşınmazın 10,27 TL/m² ve dava konusu taşınmaz için ise 9,15 TL/m² bildirilmiş olması da emsalle dava konusu taşınmazın en fazla eş değerli olduğu yolundaki intibaı güçlendirmektedir.
Buna göre ikinci bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın emsal ile eşdeğer olduğunun tespiti gerekirken dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan daha yüksek değerde olduğunun kabulü ile vergi değerlerine ters düşecek şekilde yeterli, inandırıcı ve somut gerekçelere de dayandırılmayan rapora dayanılarak hüküm kurulmuş olması,
3-Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan haciz şerhinin arttırılan kamulaştırma bedeline yansıtılmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda sözü edilen 1 numaralı bozma doğrultusunda her iki bilirkişi kurulundan, 2 numaralı bozma doğrultusunda da sadece ikinci bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, alınan bu ek raporların bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra 3 numaralı bozma da dikkate alınarak hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.