YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11076
KARAR NO : 2011/13040
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirin tavanla sınırlı kusur farkı ile masrafın %85 kusur farkı karşılığının 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Anayasa Mahkemesi İptal Kararı re’sen gözetilerek yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ile, davalı mirasçılar … …’in ortak avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “….sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet, ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise, fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, Kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet, ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise, o takdirde, ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı, ilk peşin değerden düşük ise, o takdirde de, fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek yargılama yapılıp, hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, onanarak kesinleşen ilk rücuda, davalı işveren Limited şirketin %70, davalı mirasçılar murisinin %20, sigortalının %10 kusurlu bulunması, 10. madde kapsamında işveren şirketin kusur oranının %95 olarak saptanıp, davalılar murisinin sorumluluğunun ise, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamında değerlendirilerek gelir ve masrafın %10’unun tahsiline hükmedilmesi, davacı … tarafından üçüncü kişi muris … …’in mirasçıları aleyhine 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince açılmış bulunan iş bu ikinci rücu davasının, anılan maddenin yollamasından ötürü, Borçlar Kanunu madde 60 gereğince 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunması, zamanaşımının başlangıcı zarar görenin faile ve fiile ıttıla tarihinden itibaren bir, her hal ve koşulda olay tarihinden itibaren 10 yıl olması, zarara ıttılanın ise, gelirler yönünden, gelirlerin onay tarihi, masraflar yönünden ise, her bir masrafın sarf ve ödeme tarihini ifade etmesi, somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayının 16.04.1998 tarihinde meydana gelmesi, 20.02.2008 tarihinde açılan dava ile 27.10.2000 onay tarihli gelirler ile, 1998-1999 döneminde yapılan masrafların tahsilinin talep edilmesi, ceza davasının davalılar murisi … ve diğer çalışanlar üç kişi aleyhine açılıp 4616 sayılı Yasaya göre ertelenerek 02.03.2001 tarihinde kesinleşmiş olması, davalı mirasçılar tarafından süresinde zamanaşımı savunmasında bulunulmasına, ayrıca, terekenin borca batık olduğunun iddia edilmesine rağmen, bu hususlarda gerekli inceleme ve irdeleme yapılmaksızın yazılı biçimde karar tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Kabule göre de, ilk peşin değerli gelir belirlenirken sosyal yardım zammının ilave edilmemesi, ayrıca, mahsup yapılırken de, artışlar da dahil, ilk rücuda hüküm altına alınan %10 istem karşılığı tüm tutarın esas alınarak, noksan rücu alacağına hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde, davacı Kurum avukatı ile davalı mirasçılar ……….’in ortak avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan……….’e iadesine, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
M.Ö.