YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5030
KARAR NO : 2021/8665
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 12/06/2015 tarihinde trafik sigortasız motorsiklette yolcu olarak bulunan müvekkilinin dava dışı araç ile karışılan trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL (1.000,00’er TL geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri, 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik) maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini sürekli iş göremezlik zararı için 29.153,87 TL’ye, geçici bakıcı gideri için 11.166,90 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talebin kabulü ile 50.320,77 TL tazminatın 07/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Davacı talebinde, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL geçici bakıcı gideri ile 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik talebini 29.153,87 TL’ye, geçici bakıcı giderini ise 11.166,90 TL’ye yükseltmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince kararda geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmediği halde, başvurunun kısmen kabulü yerine başvurunun kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı Kanunun 52. maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Somut olayda; davacı motorsiklette yolcu olup kaza tespit tutanağına göre sürücünün, sürücü belgesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dışı sürücünün, davacının abisi olduğu anlaşıldığından ve davacının, abisinin sürücüsü belgesinin olmadığını bilmediği iddia edilemeyeceğine göre Dairemizin uygulamaları dikkate alınarak TBK md. 52 uyarınca tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, indirim yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre; davalı … tarafından davacının maluliyetine ilişkin tazminatının hesaplanmasında 201.775,00 TL zararının olduğunun belirlendiği, bu zarardan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak 161.420,00 TL ödendiği ve KTK 111/2’ye göre zararın hesap edilmesi gerektiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Dosya içerisinde ibraname olmadığı anlaşılsa da taraflar KTK 111/2. maddesine göre tazminatın belirlenmesini talep etmektedir.
Buna göre, davalının beyanları dikkate alınarak KTK 111/2’ye göre davacıya yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı denetlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Yine Sigortacılık Kanunu’nunda 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesine “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.