YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11850
KARAR NO : 2012/5519
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını kazanın davalıya ihbar edildiğini davalı şirketin 17.6.2009 tarihli iptal zeyilnamesi göndererek 18.6.2009 tarihli cevap ile hasarın ödenmeyeceğini bildirdiğini poliçenin feshinin tazminatı ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını kısmi hasar halinde sözleşmenin genel şartların B.4.4.2.maddesi uyarınca feshedilebileceğini aracın pert olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılmadığını belirterek şimdilik 26.500 TL sigorta bedelinin ihbar tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili araştırma raporuna göre kazanın beyan edilen şekilde olmadığını kazanın oluş şekli ile hasar arasında uyum bulunmadığını Kasko Sigorta Genel Şartları’nın A.5.b maddesi gereğince kasıtlı olarak verilen zararların teminat haricinde olduğunu, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını davacı aracının öncesinde de kaza sebebiyle hasarlandığını, hasar miktarının fahiş olduğunu temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın 23.3.2009 ile 23.3.2010 dönemi için davalı … şirketine kasko poliçesi ile sigorta yaptırıldığı ve davalı şirkete kasko sigortalı araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde 14.4.2009 tarihinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortalı türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartları’nın teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282.maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin KSGŞ.nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. KSGŞ.nın A.5 maddesi ve TTK.nun 1292.maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasden yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacı taraf kaza tesbit tutanağı, davacı sürücünün alkolsüz olduğuna dair rapor, kasko sigorta poliçesi, hasarlı araca ait fotograflar, tanık anlatımları, bilirkişi incelemesi ve ön ekspertiz raporuna dayanmıştır. Davalı … şirketi ise araçtaki hasar ile kazanın oluş şeklinin ve olay yerinin fiili durumunun uygunluk arzetmediğini bu nedenle kazanın ihbar edilen şekilde olmadığını savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup araştırma raporuna olay yeri fotoğraflarına, hasar dosyasına, kaza tesbit tutanağına, kasko sigorta poliçesine, bilirkişi incelemesine,
keşif deliline dayanmıştır. Uyuşmazlık kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediği dolayısıyla teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf aracının kasko poliçesi yapıldıktan bir gün sonra acenta tarafından fotoğraflandığı, hasarsız olarak poliçenin düzenlendiği anlaşılmıştır. Duruşmalarda dinlenen davacı görgü tanıkları …, …, … olay tarihinde gece saatlerinde …’ın kullandığı araçla hep birlikte Kartepe’den Arslanbey beldesine doğru seyrederken taşocağı mevkii denilen yerde bir aracın kendilerini hızla solladığını, hemen önlerinde sağ sol yapıp yol viraj olduğundan toparlayamadığını, yolun kenarındaki taş bariyere çarpıp bariyeri aşarak aşağı yuvarlandığını olayların 10-15 saniye içinde meydana geldiğini hemen durup yardıma gittiklerini o sarıda davacının çalılıkların içerisinden kendilerine doğru geldiğini gördüklerini aracın daha aşağıda olduğunu davacının çok şaşkın ve üstünün başının kötü durumda olduğunu ayağında ayakkabısının tekinin olmadığını sorunca ayağının ağrıdığını söylediğini daha sonra jandarmaya haber verdiklerini, davacınının yolu düz zannedip hızlı olduğu için kaza yaptığını kendisini araçtan dışarı attığını davacının kendi araçlarını geçip aşağı yuvarlandığında aralarında 25.30 metre mesafe bulunduğunu, aracın yuvarlandığı yere kadar inip başka kimse var mı diye … tarafından bakıldığını ifade etmişler, davacının olayın hemen akabinde alınan rapora göre alkolsüz olduğu tesbit edilmiştir. Davacı vekilinin tutanak tanıklarının dinlenmesi konusundaki talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı keşifteki beyanında Kartepe mevkiinden Arslanbey’e doğru seyrederken bir anda viraja girdiğini, aracı toparlayamadığını daha sonra taşocaklarının olduğu yere doğru aracın aşağıya yuvarlandığını, arabadan kendisininmi çıktığını yoksa araç yuvarlanırken arabadan düştümü hatarlamadığını viraja süratli girdiğini arabada hoplama olduğunu o sırada elini kapıya doğru uzattığını hatırladığını beyan etmiş, mahkemece yapılan gözlemde yol kenarındaki taş bariyerlerden iki tanesinin aşağıya yuvarlanmış olduğu tesbit edilmiştir. Keşiften sonra alınan bilirkişi kurulu kaporunda kazadan araç sürücüsünün yara almadan kurtulması inandırıcı gelmemekle birlikte aksi ispatlanmadığından bir başka ifade ile kazanın iddia edildiği gibi olduğu yönünde deliller bulunduğu halde bunun aksini ispat yükümlülüğünde olan davalının araştırma raporundaki tahmin dışında ikna edici bir ispatının bulunmadığı bu durumda kazanın iddia edildiği gibi olduğunun kabulünün
gerektiği ve hasarın teminat kapsamında bulunduğu belirtilerek kusur ve hasar durumu tesbit edilmiştir.
Taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan ikinci bilirkişi kurulu raporunda araçtaki hasarların olay yerindeki koşullarda büyük oranda uygunluk göstermediği muhtemelen aracın farklı bir yer ve şekilde hasarlanarak olay yerinden içinde insan olmaksızın kasıtlı olarak yuvarlandığı hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığı bildirilmiş, çelişki nedeniyle alınan 3.bilirkişi kurulu (iki kişilik) raporunda oluş şekline göre bilhassa aracın gidişe göre sol ön tekerlek akşamında da ağır hasar olmasını gerektirirken bu nitelikteki bir hasarın bulunmaması nedeniyle hasar ile olayın anlatımı arasında uyumsuzluk olduğu belirtilmiş bu raporlara göre mahkemece sigortalının aracında meydana gelen hasarın irade dışında gerçekleştiğini kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında (2. ve 3.raporlar) araçtaki hasarların olay yerindeki koşullarla büyük oranda uygunluk göstermediği aracın muhtemelen farklı bir yer ve şekilde hasarlanarak olay yerine getirilip içinde insan olmadan kasıtlı olarak yuvarlandığı aracın sol ön tekerlek ve akşamında da ağır hasar olması gerekirken böyle olmadığı belirtilmiş ise de bu raporlarda davacı tanıklarının beyanları değerlendirilmemiştir. Davacı tanıkları açıkça olayın bizzat gözlerinin önünde meydana geldiğini anlatmışlardır. Somut olayda davaya konu rizikonun poliçenin yürürlük süresi içinde 14.4.2009 tarihinde meydana geldiği aracın poliçe yapıldıktan bir gün sonra acenta tarafından fotograflandığı poliçe tanzimi sırasında hasarsız olduğunun bu şekilde tesbit edildiği davacı sürücünün olay anında alkolsüz olduğu, aksi kanıtlanmayan trafik kazası tesbit tutanağı ve aracın kaza yaptığını bizzat gören davacı tanıklarının duruşmadaki yeminli ifadeleri kaza yerinde yol kenarındaki iki adet taş bariyerin kırılarak aşağıya yuvarlandığına dair mahallinde yapılan keşifteki mahkeme gözlemi keşiften sonra alınan 28.4.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı … şirketinin ispat yükümlülüğüne dair tespitlere göre kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana geldiği sabit olduğu gibi davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği de ispatlanamamıştır. Bu durum karşısında rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. İspat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla sigorta-
cı rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu aracın sigorta teminatı dışında ve başka yerde hasarlanıp olay yerine getirildiğini içinde insan olmadan kasıtlı olarak aşağıya yuvarlandığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamalıdır.
O halde mahkemece işin esasına girilerek hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğunun kabulü ile davacı vekilinin talebine istiraden tutanak mümzilerinin dinlenilmesi davacı tarafın hak kazandığı tazminat miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.