Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/2361 E. 2010/4526 K. 23.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2361
KARAR NO : 2010/4526
KARAR TARİHİ : 23.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bir kez bilirkişi incelemesi yapılmışsa da alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza %5 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değer biçilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı v.b.) dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) kapitalizasyon faiz oranı %6 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken, taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %6 yerine %5 oranı uygulanmak suretiyle fazla bedele hükmedilmesi,
2-Bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın Kamulaştırma Kanununun 11.maddesinin birinci fıkrasının özellikle (f) bendi uyarınca hesaplanan değeri, (i) bendi çerçevesinde nitelendirilen bazı unsurlar esas alınıp %100 oranında artırılmıştır.
Taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabulü doğru olup, yasa gereği bu taşınmazlara kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas tutularak değerlendirilir. Aynı
maddedeki (i) bendine göre de, bedelin tesbitinde etkisi olacak diğer objektif ölçüler de dikkate alınır. Doğaldır ki bu objektif ölçülerin neler oldukları taşınmazın niteliği dikkate alınarak ve değerlendirme esasları gözönünde bulundurulmak suretiyle belirlenir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazisinde değer, taşınmazın yıllık tarımsal gelirinin kapitalizasyon faizine oranlanması suretiyle bulunmaktadır. Kapitalizasyon faizi ise %3-%15 arasında değişmekte olup, bu aynı zamanda arazinin rantı ile satış değeri arasındaki oranı belirlediğinden, uygulanacak faiz oranı saptanırken arazinin verimine etkili olan (sulu, taban arazisi, toprağın terkibi, ekilebilecek ürünler) faktörler yanında, satış değerine etkili olabilecek faktörler de (önemli yerleşim birimlerine yakınlığı, tarımsal amaçlı alt yapı olanakları vs.) dikkate alınır. Maddenin, sözü edilen (i) bendi bu hususlar dışında olup, arazinin değerine etkili olabilecek objektif ölçülere ilişkindir. Bunlar da, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, tarımsal faaliyet ve gerekleri ile ilgili niteliklerdir. Taşınmazın turizm merkezi sınırları içerisinde olması da bu faktörler arasındadır.
Somut olayda dava konusu taşınmazın değerinin hesaplanmasında kapital faizi %5 olarak alınırken arazinin verimine etkili olan faktörlerin yanısıra satış değerini etkileyen turizm merkezi sınırları içerisinde olması artış nedeni olarak uygulanamaz. Şu kadar ki,dava konusu taşınmazın turizm merkezlerine yakın olması ürünlerin pazarlanmasında cüz’i de olsa biraz daha fazla kolaylık sağlayabileceği ve aynı bölgeden gelen diğer dosyalar nazara alındığında taşınmazın değerinde ençok %40 oranında bir artışla yetinilmesi gerekirken, %100 oranında objektif artış uygulanmış olması,
3-Davacı idare (TEİAŞ) kamulaştırmayı 2942 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde kendisi yapmış olduğuna göre kamulaştırmaya konu edilen hakkın niteliği gözetilerek davacı idare (TEİAŞ) adına tesciline karar verilmesi gerekirken Hazine adına tescile hükmedilmesi,
4-Davanın niteliği gereği maktu harca hükmedilmesi gerekirken nisbi tarifeye göre harç hesaplanması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.