Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/2287 E. 2012/10181 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2287
KARAR NO : 2012/10181
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında genel kredi sözleşmesine dayalı kredi ilişkisi olduğunu, bu kredi sözleşmesine istinaden müvekkili şirketin teminat olarak 1.500,000 TL bedelli bonoyu davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın müvekkiline haber vermeden, müvekkilini temerrüde düşürmeden mahkemeden ihtiyati haciz kararı aldığını, müvekkili şirketin merkezinde fiili haciz uyguladıktan sonra 11.04.2009 tarihinde tebliğ ettiği kat ihtarnamesi ile … İlaç Sanayi ve Tİcaret A.Ş’ne verilen 250.000TL’lik teminat mektubunun 08.04.2009 tarihi itibariyle tazmin olunduğunu belirterek müvekkili şirketin 243,429,79 TL’sini ödemesini ihtar ettiğini, ayrıca başka firmalara verdiği teminat mektuplarının iadesini veya nakdi depo etmesini ihtar ettiğini, davalı bankanın müvekkili şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak talep ettiği meblağın 1.026.095,21TL olduğunu iddia ederek müvekkili şirketin davalıya 1.026.095,21 TL borcunun olmadığının tespiti ile 1.500.000TL teminat senedinin bu miktarının iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, takibe konu edilen bononun, müvekkili bankaya borcun ifası için verildiğini, müvekkili bankanın, davacıdan alacaklı olduğunu ve takip tarihi itibariyle alacağı olan rakam üzerinden icra takibine geçtiğini, haczin, icra memuru tarafından yasal ve usulü esaslar dahilinde tamamıyla yasaların tanıdığı hak ve yetkiler kullanılarak icra edildiğini, bankanın tek amacının alacağını tahsil etmek olduğunu, firmanın işlerine devam edebilmesi amacıyla haczolunan anabilgisayar, faks, fotokopi ve yazıcının muhafaza altına alınmayarak şirket yetkilisine yediemin sıfatıyla bırakıldığını, bu nedenle davacı vekilinin uygulanan haczin kendilerine zarar verme amacı taşıdığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili bankanın ihtiyati haciz kararı almış olmasının ve haczi uygulamasının tamamen borçlu davacının kusuru nedeniyle yani müvekkili bankaya olan borçlarını zamanında ödememesi sonucunda ortaya çıktığını, alacağını tahsil edemeyen müvekkili bankanın kanuni yollara müracaat edip, haciz uygulamasının yasaların kendisine tanıdığı bir hak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre dava konusu bononun teminat senedi niteliğinde olduğunun yazılı delille ispatı gerekirken bu ispat yükünün davacı tarafça yerine getirilmediği, bono üzerinde senedin teminat senedi olarak verildiğine dair hiçbir kaydın da yer almadığı, ayrıca taraflar arasında bulunan 08.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin de söz konusu bononun kullandırılan kredinin teminatı olduğuna dair bir kayıt içermediği, ayrıca bononun vadesinin anlaşma hükümlerine aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı, bu durumda bonunun vade tarihi olan 06.04.2009 tarihi itibarıyla borcun muaccel olduğu, bononun, senedin lehdarı olan davalının elinde bulunduğu ve ciro görmediği, davacının davalıya senet miktarı kadar borçlu olmadığını ancak yazılı delille ispat etmesi gerektiği ve fakat bu ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu senet, … Ecza Deposu A.Ş tarafından düzenlenmiş olup, lehdarı davalı bankadır. Senet keşidecisi şirket ile davalı banka arasında 08.05.2008 tarihli 1.500,000TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, senede aval verenler kredi sözleşmesini de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır. Davacı şirketle, davalı banka arasında kredi ilişkisi olup, kredi sözleşmesinin limiti ile kambiyo senedinin bedeli aynıdır. Davalı banka, Bankacılık Kanunu’nun kendisine tanıdığı yetkilerden başka bir iş yaptığını ileri sürerek alacak talebinde bulunamaz. Davalı 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında dava konusu senetle ilgili başka bir iş yaptığını kanıtlayamadığı sürece dava konusu senedin teminat olarak davalı bankaya verildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece dava konusu bonunun ne miktar alacak için teminat teşkil ettiği araştırılıp, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.