YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8097
KARAR NO : 2012/14164
KARAR TARİHİ : 03.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı … arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak imzalayan davalılara karşı kat ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen davalıların kredi borcunu ödemediklerini, başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiklerini ileri sürerek yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkillerinin dava dışı asıl borçlu … ile davacı banka arasındaki 22.11.2005 tarihli kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladıklarını ancak bu sözleşmede kullandırılan krediyi güvence altına almak yeni kredi tesis etmek amacıyla davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 24.11.2009 tarihli ikinci kredi sözleşmesini dava dışı …’nın kefil olarak imzaladığını, müvekkillerinin ikinci kredi sözleşmesine kefil olmadıklarını,kat ihtarnamesinin müvekkillerine tebliğ edilmediğinden müvekkillerinin temerrüde düşmediğini, takip talebinde yüksek oranda talep edilen faiz oranının nasıl tespit edildiğinin açıklanması gerektiğini, davacı bankanın alacağını ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı bankaca usul ve yasaya aykırı yapılan kefalet artırımlarının da kabul edilemeyeceğini, bu kısımların sonradan doldurulduğunu, kefil olan müvekkillerinin azami sorumluluk miktarının kefalet limiti kapsamındaki asıl borçtan sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre icra takibine konu alacağın 24.11.2009 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalıların kefil olduğu sözleşme nedeniyle çekilen kredinin ödendiği, sonraki kredi sözleşmesine davalıların kefil olmadıkları, dava dışı asıl borçlunun kullandığı kredi hesabının TTK anlamında cari hesap olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, müşterinin verilen limit dahilinde kredi kullandığı, bu tip hesapta kredi müşterisinin alacaklı durumda bulunmasının mümkün bulunmadığı, TTK anlamında cari hesabın unsuru olarak karşılıklılık unsurunun bulunmadığı, dolayısıyla ortada cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi bulunmadığından kredi borcunun ödenmesi nedeniyle davalıların kefil olduğu sözleşmenin sona erdiği, 24.11.2009 tarihli sözleşmede kefil olmayan davalıların bu sözleşme nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 03.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.