YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6067
KARAR NO : 2012/14710
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının çek nedeniyle müvekkili şirketin de dahil olduğu borçlulara karşı yaptığı takipte ihtiyati haciz kararı uygulandığını, bu nedenle müvekkili şirketin mallarının muhafazasını önlemek için 5.000-TL’ yi davalı vekiline ödediğini, sözkonusu icra dosyası borçlularından davadışı keşideci …A.Ş. yetkilisi …’ ın çekteki keşideci imzasının kendine ait olmadığını beyanla suç duyurusunda bulunduğunu, imzanın sahte olduğunun tespit edildiğini ve davadışı … hakkında ceza mahkumiyeti kararı verildiğini, keşideci gözüken Nedim Damar’ ın icra takibine yaptığı itiraz sonucunda da Ankara 9. İcra Mahkemesi’ nin 2007/1003 sayılı dosyasından verilen kararla itirazının yerinde görüldüğünü, bu nedenlerle ihtiyati haciz sırasında müvekkilinin ödediği 5.000-TL ve işlemiş faizinin iadesi için davalı aleyhinde icra takibi başlattıklarını, ancak davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini beyanla, davalının asıl alacağa ve 1.421,50-TL’ lik faize yönelik itirazının iptaline, takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle 07.11.2007 tarihinde yapılan ödemenin istenmesi nedeniyle zamanaşımı itirazlarının olduğunu, bahse konu çek bedelinin keşideci şirketin ödeme güçlüğü olması nedeniyle şirket yetkililerince ek süre istenmesi üzerine keşideci …’ ın çekin keşide tarihine yeni bir tarih yazarak imzaladığını, ancak çekin ödenmemesi üzerine takip yaptıklarını, davacının haciz tehdidi olmaksızın ve ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin 5.000-TL’ yi ödediğini, keşideci …’ ın icrada imza itirazında bulunduğunu, ancak icra mahkemesinde değiştirilen bu tarihteki imza sorulduğunda imzayı inkar etmemiş olduğunu, icra ve ceza mahkemelerinde bu ikinci imzanın incelenmediğini, çekte davacı adına ciro yapan yetkililer … ve …’ nun da imza inkarında bulunmadıklarını, bu şahısların imzalarının davacıyı bağladığını, davacı şirket hakkındaki takibin kesinleştiğini, şirket kayıtlarında da çekin kayıtlı olduğunu beyanla, davanın reddine, %40′ dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının davaya konu 5.000-TL’ yi davalıya haksız yere ödediği belirtilerek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, 5.000-TL asıl alacak, 1.421,50-TL faiz olmak üzere toplam 6.421,50-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, asıl alacağın % 40′ ı kadar icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6762 S.TTK’ nın 589. maddesinde düzenlenen imzaların istiklali ilkesi gereğince davacı, dava konusu çekteki davadışı keşideci imzasının sahte olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Davacı, şirket adına imza atan şahısların şirketi temsile yetkili olmadığını, ya da imzaların sahte olduğunu iddia etmediğine göre, ciranta sıfatıyla yetkili hamile karşı sorumludur. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan ve anılan yasa hükmü gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.