YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8196
KARAR NO : 2012/14169
KARAR TARİHİ : 03.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 27.05.2005 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ile eki niteliğindeki Taahhütname hükümleri ile davalının yıllık dönemler itibariyle her yıl asgari 2500 ton beyaz ürün (benzin ve motorin) ile 10 ton madeni yağ çekmeyi ve satın almayı, aksi halde cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak davalının bu edimini yerine getirmediğini, bunun üzerine Ankara 60. Noterliği’nce keşide edilen 03.06.2009 tarihli ve 10784 keşide nolu 05.10.2009 tarihli ve 19635 yevmiye nolu ihtarnameler ile bayilik sözleşmesinin haklı olarak ve tek taraflı feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin kurulduğu 27.05.2005 tarihinden feshedildiği 05.10.2009 tarihleri arasında 52 aylık dönem boyunca toplam 10.831,36 ton akaryakıt, 43,160 ton madeni yağ alması gerekirken yaklaşık 823 ton akaryakıt ve 2,157 ton madeni yağ satın alarak taahhütlerini ihlal ettiğini, bu durumda akaryakıt ve madeni yağ eksik alımı nedeniyle müvekkilinin toplam 310,750 ABD doları cezai şart alacağı doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kar mahrumiyetinden doğan 10.000 ABD Doları cezai şart alacağa fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının kısa vadeli ticari kredilere uygulanan faiz oranı işletilerek bulunacak TL. karşılığının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede davalı bayiye yüklenmiş kota veya belirli miktarda ürün satışı taahhüdü bulunmadığını, 2500 ton beyaz ürün ile 10 ton madeni yağ alımına ilişkin taahhüdün cezai şarta ilişkin olduğunu, davacının cezai şartın kriteri olarak belirlenmiş bir hususu kar mahrumiyeti hesabına dayanak göstermesinin kabul edilemeyeceğini, önceki yıllara ait eksik mal alım iddiasının, davacının önceki yıllarda zımni kabul ve ihtirazi kayıt veya ihtara konu olmayan talepleri karşısında haksız ve dayanaksız kaldığını, davacının keşide ettiği 03.06.2009 tarihli ihtarname ile davalıdan tutumunu devam ettirmemesini istemek suretiyle ifayı talep ettiği, ifayı talep edenin zarar talep edemeyeceği ve önceki dönemlere ait taleplerinden vazgeçmiş sayılacağı, tüm dünyada yaşanan ekonomik kriz karşısında müvekkilinin kusursuz olduğunu, sözleşmede cevaz verilmediği halde davacının döviz cinsinden kar mahrumiyeti talep ettiğini, davacı 15.02.2008-04.12.2009 tarihleri arasındaki kar mahrumiyetini talep ettiğinden bu talep edilen bedelin hangi ürünler için ton başına kaç TL’den talep ettiğinin açıklattırılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve taahhütname hükümlerine göre davalı şirket tarafından davacı şirketten alınması gereken akaryakıt ve madeni yağ miktarının noksan alındığı, eksik alınan ürünlerle ilgili toplam 366.494,48 ABD Doları cezai şarttan alınarak davacı tarafa ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne toplam 10.000 ABD dolarının ödeme tarihinde Merkez Bankası kuru üzerinden hesaplanacak Türk parası karşılığının davalı şirketten alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili taraflar arasında imzalanan 27.05.2005 tarihli sözleşme ve eki taahhütname kapsamında, davalının, taahhütnamede öngörülen miktarın altında eksik alım yaptığını, sözleşmenin tek taraflı ve haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek eksik alımdan doğan cezai şart alacağının şimdilik 10.000 ABD doları kısmının tahsilini istemiştir. Mahkemece davacı tarafça 10.000 TL. üzerinden açılan kısmi davada talep edilen cezai şart alacağının kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği gibi, TTK’nun 24.maddesi uyarınca tacir sıfatına haiz borçlu fahiş olduğu iddiası ile BK’nun 161/son maddesine dayalı olarak cezai şartın tenkisini talep edemez. Ancak BK’nun 19-20 ve BK’nun 161/2.maddeleri gereğince cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlaka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece, tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti, sözleşmenin feshindeki kusur durumu göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtları incelenip, tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde cezai şart hususunda bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.