Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/10341 E. 2013/5437 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10341
KARAR NO : 2013/5437
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan 08/07/1999 tarihli bayilik sözleşmesinin 25/09/2006 tarihinde 08/07/2011 tarihine kadar uzatıldığını, davalının sözleşmeye aykırı ve haklı olmayan gerekçelerle başka bir dağıtım şirketinin bayiliğini almak için Adıyaman 1. Noterliği’nin 04/05/2009 tarihli ihtarnamesi ile bayilik sözlemesini tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini, ayrıca başka bir dağıtım şirketi ile sözleşme imzaladığını belirterek taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile müvekkili lehine dava tarihindeki 50.000 Amerikan dolarının Türk lirası karşılığı 77.310,00 TL cezai şartın ve 50.000,00 TL’lik kar mahrumiyeti alacağının fesih tarihi olan 04/05/2009 tarihinden itibaren TC Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uygulanan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 08/07/1999 tarihli sözleşmenin yaklaşık 10 yıl önce yapıldığını ve günün teknolojik, bilimsel ve ekonomik şartlarına uygun olmadığını, bu sebeple müvekkilinin gaz talebinin hemen yerine getirilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından gaz talep edilmesine karşın geç teslimat yapıldığını, davacı yanca talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu bildirerek sözleşmeyi haklı olarak fesh ettiklerinin tespitine, cezai şart talebinin reddine, bu kabul edilmediği takdirde cezai şartın fahiş olması nedeniyle 1.000,00 TL’ye indirilmesine, kar mahrumiyeti talebi herhangi bir belgeye dayanmadığından reddine, yakıt ikmalinin davacı yanca geç yapılması nedeniyle müvekkilinin uğradığı 50.000,00 TL’lik zararının tahsiline, ayrıca tankların tesliminde densite farkının hesaplanarak ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; taraflar arasındaki 08/07/1999 tarihli bayilik sözleşmesinin davalının isteği üzerine 08/07/2011 tarihine kadar uzatıldığını, davacının davalının talepleri doğrultusunda sözleşme gereğince mal teslimini gerçekleştirdiği, davalının feshinin haksız olduğu, sözleşmenin 16. maddesi gereğince kararlaştırılan 50.000,00 TL’lik cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği, ayrıca sözleşmenin 34. maddesi ve taraflar arasındaki 25/09/2006 tarihli protokol gereğince davacının kar mahrumiyeti de talep edebileceği, davalı yanca usulüne uygun açılmış bir karşı dava olmadığından cevap dilekçesindeki alacak talepleri ile ilgili bir karar verilemeyeceği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 50.000,00 TL kar mahrumiyeti alacağı ve 77.310,00 TL cezai şartın temerrüt tarihi olan 22/05/2009 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin 19. maddesi hükmünde davalı bayinin aylık-yıllık taleplerini davacıya bildirmesi gerektiği hüküm altına alınmış ise de taraflar arasında 1999 yılından 2009 yılına kadar bu bildirimler yapılmaksızın davalının talep ettiği gazın davacı tarafından davalıya verildiği dosya içeriği ile sabittir. Anılan sözleşmenin 20. maddesinde ise talep edilen gazın 24 saat içerisinde davacı tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. Keza aynı sözleşmenin 16. maddesinde cezai şart hükmü bulunmaktadır. Nitekim davacı bu sözleşme hükmüne dayanarak cezai şart, 34. madde gereğince de kar mahrumiyeti talebinde bulunmuş olup, davalı ise davacının aynı şekilde başka bir firmaya mal vermesi nedeniyle istenilen gazın davacı tarafından verilmediği ya da istenilen miktarda verilmediğini savunmuştur. Bu savunmasında 23/04/2009 ve 19/04/2009 tarihli tespitleri, 19/04/2009 tarihli faksları ve 19/04/2009 tarihli sevk irsaliyesini ibraz etmiştir. Anılan faksta davalının 5500 lt gaz istediği, davacının 2.906 lt gaz teslim ederek eksik gaz teslim ettiği sunulan bu belgeler ile sabittir. Nitekim davalı yan eksik ifa ve talebinin karşılanmamasını gerekçe göstererek bayilik sözleşmesini de fesh etmiştir. Açıklanan bu yönler gözetildiğinde davacı talebinin kabulü, davalının fesihte haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu durumda mahkemece yukarıda yazılı sözleşme hükümleri ve sözleşmenin tamamı birlikte değerlendirilerek davalının savunmasına dayanak belgeleri üzerinde yeterince durulup, davalının fesihte haklı olup olmadığı konusu yeterince gerekçelendirilmeden feshin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı lehine takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.