Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/10651 E. 2010/4854 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10651
KARAR NO : 2010/4854
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, ortak yerlere el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz isteminin reddine ilişkin 27.07.2009 tarihli ek karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyanın incelenmesinde davalıya dava dilekçesinde gösterilen adrese çıkartılan tebligatların iadesinden sonra Tapu Sicil Müdürlüğünden adres araştırması yapıldığı ve buradan bildirilen adresine çıkartılan tebligatın da iade edildiği, aynı adrese Tebligat Yasasının 35.maddesine göre tebligat yapıldığı, gerekçeli kararın da yine bu adresine Tebligat Yasasının 35.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. İade edilen tebligat evrakında davalının yurt dışında olduğu bildirildiğine göre yurt dışındaki açık adresinin belirlenerek buna göre işlem yapılması gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmadan Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirilen adrese Tebligat Yasasının 35.maddesine göre yapılan tebligat geçersiz olup, daha önce adresine geçerli bir tebligat yapılmamış olması nedeniyle gerekçeli kararın da davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenlerle mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 27.07.2009 tarih, 2007/172-2008/167 sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73.maddesine göre Kanunun gösterdiği istisnalar dışında Hakim her iki tarafı dinleme veya sav ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Yasanın bu açık hükmü karşısında mahkemece kendilerine yöntemince tebligat yapılmayarak savunma hakkı kısıtlanmış olan davalıya dava dilekçesi usulünce tebliğ edilip, ortaya koyacağı deliller toplanıp savunmaları çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davalının yokluğunda yargılama yapılıp hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.