YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8265
KARAR NO : 2012/14104
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirket tarafından takibe konulan bonoya ait takipten önce toplam 1.140 TL.ödeme yaptığını, davalının bu ödemeleri dikkate almadan takibe geçtiğini, takip sırasında 08.05.2003 tarihinde icra müdürlüğüne ödeme yapılması sonucu icra dosyasının infaz edildiğini, müvekkilinden 3.355 TL.miktarın fazla tahsil edilerek mükerrer ödeme yapıldığını ileri sürerek fazla ödenilen miktarın istirdadını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacılar aleyhine başlatılan takibin kesinleştiğini, icra müdürlüğü hesaplaması sonucu tahsilat yapıldığını, davacıların itiraz ettikleri ödeme makbuzlarının müvekkiline verilmiş bonodan önceki açık hesaplarına mahsup edilerek alındığını, senet borcunun ödenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iddia ettiği ödeme makbuzlarının takip konusu senede istinaden verildiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava konusu icra takibine konu edilen 1.500 TL.lik senede karşılık 1.140 TL.takipten önce ödeme yaptıklarını, ancak bu ödeme düşülmeden aleyhlerine girişilen takip sebebiyle, takip dosyasında talep edilen miktarı da ödemek zorunda kaldıklarını, ödedikleri miktar ve faizleri toplamından borçlu olmadıkları halde, ödemek zorunda kaldıkları meblağın istirdadını dava ve talep etmişlerdir.
Dava konusu senedin tanzim tarihi 14.06.2004 olup, ödeme makbuzları 23.06.2004 ve 28.08.2004 tarihlidir. Ayrıca ödeme makbuzlarında “14.06.2004 tarihli satışa mahsuben”kaydı bulunmaktadır. Tüm bu olgular karşısında somut olay bakımından davacıların yaptıkları ödemelerin dava konusu senede mahsuben olmayıp, açık hesap borcuna karşılık olduğunu savunan davalı, bu yöndeki savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Başka bir anlatımla, somut olay bakımından ispat külfeti davalıdadır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davacıların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.