Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3603 E. 2012/5507 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3603
KARAR NO : 2012/5507
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisi tarafından satın alınan taşınmazın diğer davalı … adına tescil edildiğini öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece borçlu davalı tarafından yapılan bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tasarruflardır.
Davacı vekili borçlu davalı …’ın … isimli kişiden satın aldığı taşınmazı alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile diğer davalı … adına tapuya tescil ettirdiğini öne sürerek yapılan tasarrufun iptali ile kendilerine cebri icra yetkisi verilmesini talep etmiştir. Buna göre tasarrufa konu taşınmazın bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış, fakat karşılığı olan taşınmaz kendi isteği ile davalı …’ın malvarlığına karşılıksız olarak girmiştir. Somut olaya bakıldığında dava konusu 256 ada 3 sayılı parsel üzerindeki 4 nolu mesken 19.06.2008 tarihinde dava dışı … tarafından davalı …’a, onun tarafından da 11.05.2010 tarihinde dava dışı …’ye satılmış ve … Bankası A.Ş. lehine ipotek tesis edilmiştir. Davalı … cevap dilekçesinde, borçlu davalının taşınmazın ilk sahibi olan …’ya inşaatında kullanmak üzere verdiği mermer karşılığı davaya konu edilen taşınmazı alması gerektiğini bildirdiği halde bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalı … ile taşınmazı davalı …’a tapuda satan dava dışı … arasında ne gibi bir ilişki olduğu, aralarında herhangi bir ticari ilişki, inşaat sözleşmesi olup olmadığının araştırılması, …’in yaptığı iş veya sattığı mal nedeniyle …’tan taşınmazı devir alma hakkının oluşup oluşmadığının tartışılması, taraflardan buna ilişkin delillerinin istenilmesi, gerektiğinde yerinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesi yapılması, olayda İİK.nun 279 ve 280. maddesinde yazılı iptal koşullarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi, taşınmazın davalı … tarafından dava dışı …’ye satılması nedeniyle İİK.nun 283/ 2 maddesi uyarınca davacı tarafından … davaya dahil edilmediği veya davaya dahil edildikten sonra kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması ve tasarrufun iptali koşullarının da oluşması halinde davalı …’ın taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu olacağının göz önünde bulundurulması gerekirken eksik araştırma ve yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin
alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.