Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/13982 E. 2012/6103 K. 11.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13982
KARAR NO : 2012/6103
KARAR TARİHİ : 11.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı … ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesine kefil olduğunu, ancak bu borcun asıl borçlu tarafından ödendiğini, müvekkilinin 2005 yılından sonra imzalanan kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin icra takibine konu kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve hakkında icra takibi yapılamayacağına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, dava dışı … ile müvekkili banka arasında imzalanan ve birbirinin devamı niteliğinde olan 3 adet Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi sözleşmesinde yer kalmaması nedeniyle limit artırım sözleşmelerinin ayrıca imzalandığını, ancak bu sözleşmelerin ilk imzalanan kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğunu, davacı-kefil ile asıl borçluya keşide edilen kat ihtarnamesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı hakkında kredi alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu kredi borcunun ödenmediğini ileri sürerek haksız açılan davanın reddine ve davalı banka lehine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve takip konusu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan dolayı borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği bu davada, davacı bankanın kredi sözleşmesini düzenleyen Borçka şubesi kayıtları üzerinde HUMK’nun 287. (HMK’nın 193.) maddesi anlamında kesin delil niteliğindeki Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi’nin 76. maddesi uyarınca inceleme yapılmamış olup davalı bankanın adı geçen şubesi tarafından gönderilen hesap özetleri ile dosya kapsamındaki kredi dökümleri ve dosya kapsamı üzerinde hukukçu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bu durumda davacı bankanın adı geçen şubesinin kayıtları üzerinde konusunda uzman bankacı bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gibi, davacı vekilinin alınan bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.