Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/4919 E. 2012/11254 K. 05.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4919
KARAR NO : 2012/11254
KARAR TARİHİ : 05.07.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit – istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında 01.02.2008 – 31.12.2008 tarihleri arasında verilecek hizmete ilişkin sözleşme imzalandığını işin toplam süresinin 334 gün olduğunu, sözleşme kapsamındaki işin tam ve eksiksiz olarak ifa edilmiş olmasına rağmen davalı idare tarafından 05.03.2009 tarihli yazı ile sözleşme kapsamında çalışan işçilerin kıdem tazminatına hak kazandıkları ve hesap edilen 35.660,89 TL’nin ödenmesi gerektiğini belirtmiş ise de, işin 334 günlük süreyi içermesinden dolayı personelin kıdem tazminatına hak kazanmadıklarını, şayet var ise, daha önceki kıdemlerine ilişkin olarak da müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunulmayacağını iddia ederek, borçlu olmadıklarının tespiti ile teminat mektubunun müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevabında, müvekkilinin temizlik, yemek pişirme ve hazırlama, cevher kırma ve eleme, boyutlandırma, stoklama, torbalama ve nakliye gibi bir takım yardımcı işleri ihale yoluyla özel sektöre yaptırdığını, bu kapsamda, davacı firma ile 24.01.2008 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ve şartnameye göre işçilerin ücretlerinin ödendiği, işçi çalıştırılmasından kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirildiğine ilişkin kayıtların idareye sunulması gerektiğini, davacı firmanın sunduğu ibranamelerde izin ücretleriyle, ihbar ve kıdem tazminatlarının alınmadığının belirlendiğini, işçilerin aynı işyerinde daha önce bir başka firmada çalıştıkları ve bu firmanın ihaleyi kaybetmesi üzerine davacı firmada çalışmaya devam ettiklerini, önceki şirketteki çalışmaları ile birlikte 56 işçinin kıdem tazminatına hak kazandığının belirlendiğini, müvekkilinin bu işçiler için hesaplanan kıdem tazminatının işçilere ödenerek ibranamelerinin ibraz edilmesi aksi taktirde, teminatın nakde çevrilerek işçilere ödeme yapılacağının davacıya bildirildiğini, davacı tarafından müvekkilinin hesabına 36.093,91 TL ödendiğini, yatırılan meblağın müvekkili tarafından bloke edildiğini ve dava sonuçlandığında işçilere ödeneceğini, 4587 sayılı İş Kanunu’nun 2 ve 6. maddeleri uyarınca, davacının, işçilerin işyerinde geçen tüm çalışmaları karşılığı, kıdem tazminatından sorumlu olduğunu, davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen 18.04.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiğinin ispatlanamadığı, işçilerin 01.01.2009 tarihinden itibaren yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri ve iş sözleşmelerinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdirilmesi halinde de son alt işverenin kıdem tazminatlarının tamamından asıl işveren davalı idare ile birlikte sorumlu olduğu, takip eden ihalelerde yeni yüklenicilerden yasal düzenlemeler çerçevesinde gerekli teminatların alınacağı, idarenin işçilik hak ve alacaklarını hakedişlerden kesme hakkının bulunduğu, kıdem tazminatına hak kazanan işçilerin tazminatlarının sonraki alt işveren tarafından ödenmesi halinde, ödeyen alt işverenin kendisinden önceki alt işverenlere rücu hakkının olacağı, idarenin herhangi bir ödeme yükümü ve sorumluluğu altında bulunmayacağı, bu aşamada 56 adet işçinin tamamının kıdem tazminatına hak kazanacağı esas alınarak açılabilecek muhtemel davalardaki zaman ve evrak kaybını önlemek amacıyla ve teminatların nakde çevrileceği tehdidi altında davacıdan tahsilat yapılmasının mevzuata uygun olmadığı, rücu hakkının bu aşamada doğmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.