YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9610
KARAR NO : 2012/506
KARAR TARİHİ : 19.01.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan alacağı iplikler karşılığında senetler verdiğini, daha sonra müvekkilince siparişin iptal edilerek senetlerin iadesinin istendiğini, davalının sekiz adet senedin imza kısımları yırtılmış olarak verdiğini, diğer senetleri vermediğini, bir süre sonra davalının senetlere dayalı olarak müvekkili aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin yaptığı incelemede senetlerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, buna göre davalının yırtarak getirdiği senetlerin aslında kendi imzaladığı senetler olmadığını anladığını, öte yandan davalının 550 TL bedelli bir senedi de 10.550 TL olarak tahrif ettiğini belirterek müvekkilinin takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, senetlerin iptaline ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, tahrifat yapıldığı iddia edilen senedin meblağının yazı ile olan kısmında “onbinbeşyüzelli” TL yazılı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının iddialarını yazılı delillerle kanıtlayamadığı, davacının yemin deliline dayandığı, davalının yemin için davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği, yemin etmekten kaçındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının %40 oranında kötüniyet tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yemin davetiyesi davalı asile usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmemiştir. Davalının “…” adresindeki işyerinde çalıştığı vekili tarafından bildirilmiş olup, bu adresin işyeri adresi olduğunu ticaret sicil kaydı içeriğinden de anlaşılmaktadır. Bu durumda tebligatın öncelikli olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 18.ve 20.maddeleri çerçevesinde yapılması,anılan maddeler uyarınca tebligat yapılacak kişilerden hiçbirinin gösterilen adreste bulunamaması veya tebliğden imtina halinde aynı yasanın 21. ve Tebligat Tüzüğü’nün 28.maddesi çerçevesinde tebligat yapılması gerekir. Somut olayda davalıya gönderilen yemin davetiyesinin belirtilen yasa ve tüzük hükümlerine uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.