Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/5454 E. 2012/11061 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5454
KARAR NO : 2012/11061
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
İHTİYATİ HACİZ
İSTEYEN : S…Yaş Meyve Sebze Turizm Ürünleri Nak. San.ve Tic.Ltd.Şti.
KARŞI TARAF : … Sebze Meyve Komisyonculuğu ve Tic.Ltd.Şti.

Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, ticari satımdan kaynaklanan müvekkilinin alacağının güvence alına alınması amacıyla faturaya dayalı olarak ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, likit olup olmadığının bilinmediği, ihtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, kararı ihtiyati haczi isteyen vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda ihtiyati haciz isteminin reddi kararı “alacağın yargılamayı gerektirdiği ve likit olup olmadığının bilinmediği” gerekçelerine dayandırılmıştır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 258’nci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağının varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Ayrıca İİK’nın 264’üncü maddesi karşısında, ihtiyati haczi tamamlayan merasim çerçevesinde, her alacağın genel ilke olarak yargılamayı gerektirebileceği şüphesizdir. Öte yandan anılan kanun hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere bir para alacağından dolayı ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için söz konusu alacağın likit olması şeklinde bir koşul da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle mahkemenin ihtiyati haciz isteminin reddine dair gerekçeleri usul ve yasaya aykırıdır.

Ancak, ihtiyati haciz istemi satış sözleşmesi, yevmiye defterinin bir sayfasına ilişkin bilgisayar çıktısı ile faturaya dayandırılmıştır. Söz konusu satış sözleşmesine göre ihtiyati haciz isteyen alacaklının, malı teslim etme borcunu yerine getirdiğini ve dolayısıyla karşı tarafın para borcunun doğduğunu, sadece kendisinin imzasını içeren faturaya veya bilgisayar çıktısına dayalı olarak yaklaşık ispat ölçüsünde dahi olsa kanıtlayabildiği kabul edilemez. Alacağın varlığı konusunda mahkemede kanaat oluşabilmesi için yeterli deliller sunulmamış olduğundan sonucu itibarıyla ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle HUMK’un 438, son hükmü uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.