YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13685
KARAR NO : 2013/2526
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalının müvekkil şirkete mal satmayı taahhüt ettiğini, teslimatın yurt dışındaki bir firmaya yapılacağını, satış bedelinin 10.000,00 USD’sinin nakit, 50.000,00 USD’sinin ise çekle ödenmesi konusunda da anlaşma sağlandığını, 50.000,00 USD bedelli tarihsiz bir çek keşide edilerek davalıya teslim edildiğini, mal tesliminin yapıldığını ancak malın ayıplı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin cezai şart ödemesi yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle davalı şirkete rücu hakkı olduğunu ancak davalı şirketin çeke tarih atarak çek bedelinin ödenmesini talep ettiğini, ödenmemesi üzerine ‘karşılıksızdır’ işlemi yapıldığını, taraflar arasında başka bir ticari ilişki olmadığını,müvekkil şirket hakkında dava dışı bir şahıs tarafından icra takibi başlatıldığını belirterek müvekkil şirketin söz konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu çekin müvekkil şirket tarafından dava dışı bir şahsa aylar önce ciro edildiğini, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak davacı tarafça sunulan sözleşmede müvekkil şirket yetkililerinin imzalarının olmadığını, kaldı ki dava konusu çekle söz konusu sözleşmenin ilgisinin olmadığını, çekin sebepten bağımsız bir ödeme aracı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davalı tarafın davacı tarafça sunulan sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, dava konusu çekin başka bir ilişki nedeniyle verildiğini savunduğu ancak bu savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tediyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Davacı, dosyaya bir örneği sunulan ”kontrat” başlıklı sözleşme uyarınca verildiğini iddia ettiği bu çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespitini istemiştir. Davalı taraf ise anılan sözleşmede imzasının bulunmadığını, dava konusu çekin de davacının dayandığı sözleşmede yer almadığını, kambiyo senedi niteliğindeki çekin sebepten mücerret bir borç senedi olup bu çek karşılığında alacaklı olduğunu savunmuştur. Bu durumda mahkemece somut olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu ve davacının senede karşı ileri sürdüğü iddiaları yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğu düşünülmeden yazılı şekilde ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.