Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/11248 E. 2010/4768 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11248
KARAR NO : 2010/4768
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
… adlarına velayeten) Vek.Av….

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının soyadının değiştirilmesine ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınarak davacının kapatılan nüfus kaydındaki ve velayeti altındaki çocukları Büşra ve Batuhan’ın nüfus kayıtlarındaki “Yeğen” olarak kayıtlı soyadlarının “Kavaklı” olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının nüfus kaydındaki soyadının düzeltilmesi talebinin reddine, Büşra ve Batuhan’ın nüfus kaydındaki Yeğen olan soyadlarının Kavaklı olarak düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2001 yılında Türk vatandaşlığını kaybedip halen Alman vatandaşı olan müvekkilinin evli ve ergin olmayan iki çocuğa sahip bulunduğunu, Alman Kanunlarına göre orada Yeğen olan soyadını Kavaklı olarak değiştirdiğini, Türk vatandaşlığını kaybetmesi sonucu Türkiye’deki nüfus kaydının kapatıldığını ancak, Türkiye’de nüfus kütüğüne kayıtlı iki çocuğunun da soyadlarının yeğen olarak kaldığını, anne ile çocukların soyadlarının farklı bulunmasının sosyal ve hukuki açıdan mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek Hildesheim Şehir İdaresinin 22.09.2005 tarihli soyadı değiştirilmesine ilişkin kararın tanınarak davacının kapatılan nüfus kaydındaki Yeğen olan soyadının yine davacının reşit olmayan Büşra ve Batuhan adlı çocuklarının Yeğen olan soyadlarının Kavaklı olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davacının soyadının değiştirilmesine ilişkin talebin reddine, davacının çocukları Batuhan ve Büşra’nın soyadlarının Kavaklı olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; davacının, Ağrı Merkez Akbulgur Köyü, Cilt no:19, Hane no:60’da Yeğen soyadı ile kayıtlı iken Bakanlar Kurulu Kararı ile vatandaşlıktan çıkmasına izin verildiği ve 21.12.2001’de Türk vatandaşlığını kaybetmiş olması nedeniyle 14.01.2002’de de kaydının kapatıldığı, bu kayıtta eşi Senem ile 20.07.2000 doğumlu Batuhan ve 29.06.2001 doğumlu Büşra adlarında çocuklarının olduğu ve onların halen T.C. Vatandaşı bulundukları davacı tarafça ibraz edilen soyadı değişikliğine ilişkin kararın aslı ve Türkçe tercümesinden; Hildesheim Şehir İdaresince 07.10.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacı …’ün Yeğen olan soyadının “Kavaklı” olarak değiştirildiği, bu soyadı değişikliğinin sadece bu kişiyi kapsayacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 321. (önceki 743 sayılı Yasanın 259.) maddesi hükmüne göre doğru nesepli çocuk babanın (ailenin) soyadını taşır. Babanın soyadı veya çocuk reşit olduktan sonra kendi soyadı, usulüne uygun olarak açacağı bir dava sonunda verilecek kararla değişmedikçe, çocuğun da soyadı değişmez. Yine 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36.maddesinin (b) bendine göre “Ad değişikliği halinde, … bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eş ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.” hükmü yer almaktadır. Yasanın bu amir hükümleri karşısında somut olayda davacı babanın kapalı olan Türkiye Cumhuriyeti kayıtlarında mahkemenin de bu yöndeki talebi reddetmesiyle soyadı değişmediğine göre velayeti altındaki çocuklarının soyadlarının da değiştirilemeyeceği, kaldı ki babanın soyadı değiştirilirse Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/b bendi gereğince reşit olmayan çocukların soyadlarının değiştirilmesinin de idari nitelikte bir iş olduğu gözönüne alınarak davacının çocuklarının soyadlarının düzeltilmesi davasının da reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.