YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8928
KARAR NO : 2012/517
KARAR TARİHİ : 19.01.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacı bankanın dava dışı … ile arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalı borçlu …’ın ise bu sözleşmede garantör sıfatıyla imzasının bulunduğunu, akdedilen sözleşme gereğince borcun ödenmemesi üzerine davalı … aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2008/26104 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline ve % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı adına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı banka ile dava dışı … arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığı, davalının da bu sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzaladığı, Yargıtay uygulamalarında bu garantinin kefalet olarak kabul edildiği ve garantinin bir limit ile sınırlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay HGK.’nun 04.07.2001 tarih, 2001/19-534 E., 2001/583 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, hiçbir menfaati olmayan, ticari bir gaye gütmeyen, sadece dostane ilişkiler nedeniyle tüketime yönelik banka kredi kartı kullanmasına imkan tanımak için verilen teminatın, “garanti” sözcüğü de kullanılsa kefalet amacına yönelik olduğunun kabulü gerekir. BK’ nun 484. maddesi uyarınca kefaletin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı muayyen bir miktarın sözleşmede gösterilmesi, bu miktarın kefalet sözleşmesinden veya kefil olunan sözleşmeden açıkça anlaşılması, en azından asıl borçlu için kredi kartının açılış limitinin sözleşmede gösterilmiş olması gereklidir. Somut olayda kefil olunan sözleşmede kredi kartı limiti 3.000 YTL olarak belirlendiğinden, davalının bu miktar ile sorumluluğu hususunda 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 24/son fıkrası gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.