Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/11493 E. 2012/3706 K. 08.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11493
KARAR NO : 2012/3706
KARAR TARİHİ : 08.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mah.Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. … ile davalılar vek.Av….nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefaletleriyle imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden kredi açılıp, kullandırıldığını, borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin dava dışı … Otomotiv Tic.ve San. A.Ş.’den satın alacağı araç için banka ile sözleşme imzaladığını, adı geçen şirketin erken ödeme taahhütnamesini bankaya ibrazıyla, araca rehin dahi konulmadan, davalının muvafakatı da alınmadan kredinin dava dışı şirkete davacı banka tarafından ödendiğini, aracın müvekkiline teslim edilmediğini, davacı bankanın ağır kusurlu olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda “davacı bankanın da Tüketici Yasası gereğince sorumluluğu olduğundan davacının davasının reddine” dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairece “uyuşmazlığın genel kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekirken, somut olayda uygulama yeri bulunmayan 4077 sayılı Yasanın 4822 sayılı Yasa ile değişik 10/5.maddesi hükmü esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmasından sonra, icra dosyasının incelendiği, bilirkişiden alınan rapor dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 141/3.maddesi; “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. HMK’nun 297.(HUMK 388.) maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı belirtilmiş olup, bu maddenin 1/c bendine göre; mahkeme kararlarında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini; sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açıkça gösterilmesi zorunludur.
Temyiz konusu kararda icra dosyası ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü sonucuna varıldığından söz edilmiş ise de hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğine karar yerinde temas edilmemiştir. Bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçesiz hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş yukarıda açıklanan esaslar gözetilerek davacı vekilinin temyize cevap dilekçesi ekindeki belgeler de değerlendirilerek bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.