YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9465
KARAR NO : 2012/15211
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin 29.10.2008 tarihinde gece vakti kimliği tespit edilemeyen 3 kişinin Deniz Feneri Derneği’nden geldiklerini söyleyerek eski bir cep telefonu verip bu telefon karşılığında hile ile müvekkilinin boş bir belgeye imzasını attırdıklarını, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2008/5061 soruşturma nolu dosyasında yürütülen soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin attığı imzanın sonucundan icra takibiyle haberdar olduğunu, takip konusu senedin hile ile alınarak 85.000,00 TL bedelle doldurulduğunu, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senedin davacıya verilen para karşılığında nakden alındığını, kıymetli evrakın hile ile alındığı durumlarda çekişmesiz yargı yoluna başvurulabileceği halde davacının bu tür bir dava açmayarak icra takibinden sonra bu davayı açmasının düşündürücü olduğunu, senedin isim, tarih ve imza kısımlarını özenle dolduran davacının boş kağıda imza ve hile iddiasına dayanmasının kötü niyetli olduğunu, olayda boş kağıdın hile ile ele geçirilip borç senedi hale getirilmesinin söz konusu olmadığını, senede bağlı iddiaların aynı nitelikte yazılı bir belge ile kanıtlanmasının gerektiğini, tanık dinlenmesine muvafakatları olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunarak % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; senedin hile ile alındığı iddiasına dayalı olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek bu kararın kesinleştiği, senedin tanzim tarihi ile davacının kimliği belirsiz kişilerin imza attırdıklarını beyan ettiği tarihin aynı olduğu, davacı tanıklarınca da davacının iddia ettiği olayın doğrulandığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde, senedin davacıya verilen paralar karşılığı nakden alındığı beyan edildiği halde düplik dilekçesinde, davacının dava sonuçlanınca evi tekrar geri vereceğini belirttiği, buna dair parasını alıp garanti olarak senet imzaladığının, tapuyu üzerine geçirmesi sonucu davalının elindeki senedi takibe koyduğunun beyan edildiği, bu durumda davalı tarafça önce verilen nakit para karşılığı senet alındığı beyan edilmişken, daha sonra senedin teminat olarak alındığı belirtilerek davalı tarafça senet metninin talil edildiği, bu durumda alacaklı olduğunu ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafça, davacıdan 85.000,00 TL alacaklı oldukları yönünde dosyaya delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek takip konusu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nın 72. maddesi uyarınca icra takibine konu senedin hile ile boş olarak ele geçirilip doldurulmuş olması sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dosya kapsamında, davalının katılan sıfatıyla, davacı-…’in sanık sıfatıyla iftira suçundan yargılandığı Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce sanığın üzerine atılı suç sabit görülmekle 11.02.2011 tarihli 2009/787 E.-2010/470 K. Sayılı karar ile adı geçen sanığın iftira suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın katılan … ve sanık … vekillerince temyiz edilmekle Yargıtay’a gönderildiği, hükmün kesinleşmediği görülmüştür. BK’nın 53. maddesi hükmü uyarınca ceza mahkemesi hakimince tespit edilen maddi vakıa hukuk hakimini bağlayacağından anılan Ceza Mahkemesi’nin kararının kesinleşmesinin beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.