YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5139
KARAR NO : 2012/11059
KARAR TARİHİ : 04.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, genel kredi sözleşmesindeki kefalet borcu nedeniyle yapılan icra takibi sırasında, gönderilen ödeme emrine itirazda bulunulmamasından dolayı kesinleşen takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının kefil sıfatıyla sorumlu olduğu genel kredi sözleşmesindeki borcun bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibarıyla 38.243 TL olduğu, takibin ise 38.267 TL üzerinden yapıldığı, yargılama sırasında davalı banka tarafından takip dosyasındaki borcun sona erdirildiğinin bildirildiği gerekçesi ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararı taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kendisine hesap özeti ve kat ihtarı gönderilen davacının itirazda bulunmaması nedeniyle söz konusu hesap özetinin İİK’nun m.68/1 hükmünde düzenlenen belge niteliğinde olduğu, borcun da hesap özeti esas alınarak hesaplandığı belirtilmiştir. Davacı vekili, gerekçelerini de bildirerek hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiş olmasına rağmen itiraz dikkate alınmaksızın mahkemece bu bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir.
Oysaki bilirkişi raporunun banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan düzenlenmesi doğru olmadığı gibi, genel hükümlere göre açılan menfi tespit davasında uygulama yeri bulunmayan İİK’nun m.68/1 hükmü uyarınca görüş bildirilmesi de isabetsizdir. Öte yandan davalı bankanın 14.12.2010 tarihli yazısında takipten önceki bir tarih olan 16.3.2010 günü 2.000 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş olduğu halde, bu yazı da bilirkişi raporunda dikkate alınmamıştır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik incelemeye dayalı ve konusunda uzman da olmayan bilirkişinin raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmeder (HMK m.331,I; HUMK m.425). Avukatlık Asgari Ücret Tarife’sinin 6’ncı maddesine göre davanın konusuz kalması nedeniyle anlaşmazlık, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararının gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Belirtilen Kanun maddeleri ve Tarife kuralları gözetilmeden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle bir (1) numaralı bentteki açıklamalar çerçevesinde tarafların dava tarihi itibarıyla haklılık durumunun belirlenmesi, daha sonra ise (2) numaralı bentteki hukuki esaslar çerçevesinde bir hüküm kurulmasından ibaret olup, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.07.2012 gününde oybiliğiyle karar verildi.